Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Ünak, Perihan" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 20 / 45
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    18F İşaretli magnetit nanoparçacıkların sentezi ve biyo-affinitelerinin incelenmesi
    (Ege Üniversitesi, 2009) Tokgöz, Feriha; Ünak, Perihan
    Magnetic nanoparticles, 18F, mannose triflate, cysteamine, MCF - 7, apoptosis.;Magnetik nanoparçacıklar, 18F, mannoz triflat, sisteamin, MCF - 7, apoptoz.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    2-metil-1.4-naftakinol bis di sodyum fosfat (synkavit)'in iyot-125 ile iodogen kullanılarak direkt işaretlenmesine etki eden parametrelerin incelenmesi (Araştırma Projesi]
    (Ege Üniversitesi, 1993) Ünak, Perihan
    Bu çalışmada, synkavit'in (2-metil 1,4-naftakinol bis(disodyum fosfat)) I-125 ile işaretlenmesinde Iodogen yönteminin kullanılması halinde sıcaklık, zaman ve zaman içinde iyodogen tüplerinin yenilenerek art arda kullanılması (art arda katma yöntemi), iyodogen miktarı, synkavit konsantrasyonu, iyodogen filmin yüzey genişliği gibi parametrelerin işaretleme verimine etkisi incelenmiş ve işaretleme için optimum şartlar belirlenmeye çalışılmıştır. Sıcaklıkla verimin pek fazla değişmediği ve oda sıcaklığının optimum olduğu 5'er dakikalık aralarla iyodogen tüplerinin yenilenmesi halinde 3. tüpe karşı gelen 15. dakikada maksimuma ulaşıldığı, iyodogen tüplerinin içine cam kırığı konarak iyodogen filmin yüzey genişliğinin arttırılması halinde verimin arttığı, iyodogen miktarının artması ile verimin bir miktar arttığı ve synkavit konsantrasyonunun artması ile verimin arttığı ve spesifik aktivitenin düştüğü tespit edilmiştir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    2-metil-1.4-naftakinol bis di sodyumfosfat (synkavit)'in iyot-125 ile iodogen kullanılara direkt işaretlenmesine etki eden parametrelerin incelenmesi
    (Ege Üniversitesi, 1993) Özdemir, Durmuş; Ünak, Perihan
    Bu çalışmada, synkavit'in (2-metil 1,4-naftakinol bis(disodyum fosfat)) I-125 ile işaretlenmesinde Iodogen yönteminin kullanılması halinde sıcaklık, zaman ve zaman içinde iyodogen tüplerinin yenilenerek art arda kullanılması (art arda katma yöntemi), iyodogen miktarı, synkavit konsantrasyonu, iyodogen filmin yüzey genişliği gibi parametrelerin işaretleme verimine etkisi incelenmiş ve işaretleme için optimum şartlar belirlenmeye çalışılmıştır. Sıcaklıkla verimin pek fazla değişmediği ve oda sıcaklığının optimum olduğu 5'er dakikalık aralarla iyodogen tüplerinin yenilenmesi halinde 3. tüpe karşı gelen 15. dakikada maksimuma ulaşıldığı, iyodogen tüplerinin içine cam kırığı konarak iyodogen filmin yüzey genişliğinin arttırılması halinde verimin arttığı, iyodogen miktarının artması ile verimin bir miktar arttığı ve synkavit konsantrasyonunun artması ile verimin arttığı ve spesifik aktivitenin düştüğü tespit edilmiştir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    44Ti/44Sc jeneratör sisteminin inaktif tasarımı ve modellenmesi
    (Ege Üniversitesi, 2021) Ünak, Perihan; Kılçar, Ayfer Yurt; Güldü, Özge Kozguş; Bulduk, Buğra Gökhun
    Son günlerde yeni PET radyonüklidlerine olan ilgi gittikçe artmaktadır. Özellikle metalik özellik gösteren bu izotopların üretim şekilleri, kullanım alanları ve çalışmaları her geçen gün daha da gelişmektedir. Uygun yarıömürlü, teşhis ve tedavi kullanım kolaylığı sağlayabilen bu tarz problar ile yapılan deneyler uluslararası çalışmalarda sıklıkla mevcuttur. Bunların içinde jeneratör ürünü olanların çalışmalara uygun oluşu bu alana daha farklı bir ilginin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Her jeneratörün belirli bir ömrü vardır. Bunlar ne kadar uzun olursa kullanımı o kadar basit hale gelmektedir. Bu proje için seçilen 44Ti ana izotopunun yarıömrü yaklaşık 60 yıl olup tek bir jeneratörle uzun yıllar çalışmayı elverişli kılacaktır. Bu jeneratörden elue edilecek olan 44Sc ise yarı ömrü yaklaşık 4 saat olduğundan ve pozitron salınımı yaptığından ideal bir PET radyonüklidi olma yolunda önemli bir adım atmıştır. Projenin ilk aşamasında ana radyoizotop olan 44Ti'ün üretiminin siklotronda oluşabilirliği teorik olarak hesaplanmıştır. Üretim için en uygun reaksiyon (p, 2n) reaksiyonu olup, diğer muhtemel radyonüklid safsızlıklar belirli bir soğuma süresinden sonra ihmal edilebilir seviyeye indirgenebilmektedir. Proton demetinin enerjisi, akısı, açısı ve ışınlama süresi belirli modelleme kodları kullanılarak hesaplanmıştır. Bunların en başında Empire3.2/Malta kodu gelmektedir. Bu kod istenilen reaksiyon için belirli enerjilerde belirli reaksiyon tesir kesitlerini vermektedir. Bu tesir kesitlerinde yola çıkılarak MATLAB kodu ile ışınlama sonucu oluşacak aktivite oranları da hesaplanmıştır. Hangi izotopların oluşabileceği de Empire3.2/Malta koduyla belirlenmiştir. Ayrıca bombardıman sırasında oluşacak enerji düşüşünün de SRIM-TRIM ile modellenmesi yapılmıştır. Bombardıman sonrası oluşacak ana izotop 44Ti'ün hedef sisteminden ayrılması ayırma ve saflandırma çalışmalarının optimizasyonu inaktif Ti ve Sc kullanılarak yapılmıştır. Bunun için hidroxamate veya dowex reçinesi kullanılmıştır. Kimyasal ayırma optimizasyonu yapıldıktan sonra HPLC sisteminde incelenmiştir. Bu proje ile ülkemizde ilk kez bir 44Ti/44Sc jeneratör sistemi tasarlanarak yeni PET radyonüklidlerinin üretiminin de önü açılmış olup bununla ilgili yapılacak çalışmalara ilham kaynağı olacaktır. Eğer hastane kullanımına uygun hale getirilirse tek bir üretim ile bir hastane bu jeneratörle uzun yılar çalışabilme imkânı bulacaktır.;44Sc, 44Ti, 44Ti/44Sc jeneratörü, siklotron, 45Sc(p, 2n)44Ti, Hidroksamat reçinesi.;44Sc, 44Ti, 44Ti/44Sc generator, cyclotron, 45Sc(p, 2n)44Ti, hydroxamate resin.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    8-Hidroksikinolin glukuronid'in nitro türevlerinin sentezi
    (Ege Üniversitesi, 1991) Ünak, Perihan; Ünak, Turan
    Bu çalışmada anti-kanser potansiyeli bilinen 8-OHQ-glukuronid'in nitro grubu içeren çeşitli türevlerinin sentezi üzerinde çalışılmıştır. İlk aşamada 5-nitro-8-hidroksikinolin, 7-nitro-8-hidroksikinolin, 5-iyodo-7-nitro-8-hidroksikinolin, 4-nitro-7-iyodo-8-hidroksikinolin, 7-nitro-8-hidroksikinolin-5-sülfonik asit, 5-kloro-7-nitro-8-hidroksikinolin, 8-hidroksikinolin-5-sülfonik asit sentezlenmiştir. Bu bileşiklerden bazılarının sentezi literatürde bilinen yollarla yapılırken, 7-nitro-8-hidroksikinolin, 4-nitro-7-iyodo-8-hidroksikinolin gibi bazılarının sentezinde ise yeni yöntemler denenmiştir. İkinci aşamada elde edilen kinolin bileşiklerin glukuronid türevleri sentezlenmiştir. Glukuronidleşme reaksiyonu para-tolüen sülfonik asit katalizörlüğünde, vakum gerçekleşmiştir. En uygun reaksiyon şartları, erime noktası 100oC den küçük olan aglikon bileşikleri için erime noktası civarı, büyük olanlar için ise 100-110oC ve katalizör konsantrasyonu aglikonun 1/5'i olarak tespit edilmiştir. Sentezi yapılan bileşiklerin 1R, NMR, UV ve kütle spektroskopisi yöntemleriyle yapı tayinleri yapılmıştır. Bu şekilde, ilk defa olarak kimyasal yolla bu tip bileşiklerin sentezleri yapılmış olmaktadır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    8-Hidroksikinolin'in bazı halojen ve nitro grubu içeren türevelrinin UO2(II), Th(IV) ve Ce(III) ile yaptığı komplekslerin stabilite sabitelrinin potansiyometrik olarak incelenmesi
    (Ege Üniversitesi, 1999) Ünak, Perihan; Teksöz, Serap
    8-hidroksikinolin ve türevleri pek çok metal iyonu için şelat yapıcı (ligand) bir bileşik olarak bilinmektedir. 8-hidroksikinolinin farklı türevleri ile yapılan çalışmalar farklı stabilitelere sahip kompleksler oluşturduğunu göstermiştir. Bu çalışmada, 8-hidroksikinolin türevlerinden olan 5-kloro-7-nitro-8-hidroksikinolin ticari olarak sağlanan 5-kloro-8-hidroksikinolinden sentezlenmiştir. Yapı tayini için bileşiklerin erime noktaları ölçülmüştür. Sentezlenen bileşiklerin toryum (IV), uranil (II) ve seryum (III) iyonları ile kompleksleri oluşturulmuştur. Hazırlanan bileşikler ve kompleklerin magnetik nükleer rezonans (NMR) ve infrared rezonans (IR) spektrumları alınmıştır. Bu lignanların ve toryum (IV), uranil (II), ve seryum (III) metalleri ile oluşturdukları komplekslerin pH-titrasyonları Calvin-Bjerrum yöntemine göre yapılmıştır. Ligandların ve kompleklerin stabilite sabitleri Irving-Rossotti hesaplama yönteminden yararlanılarak bulunmuştur. Proton-ligand stabilite sabitlerinin 8-hidroksikinoline halojen bağlanması halinde arttığı, nitro grubunun etkisi ile de azaldığı görülmüştür. Metal-ligand stabilite sabitlerinde ise metalin yükü ve iyon çapı ile birlikte halkaya bağlanan grupların etkili olduğu anlaşılmıştır. Sonuçta, stabilite sabitleri kompleksin oluşum şartlarına bağlıdır. Anahtar sözcükler: Stabilite sabitleri, UO2 (II), Th (IV), Ce(III) kompleksleri, 8-Hidroksikinolin türevleri
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    8-Hidroksiknolin Glukuronid'in kimyasal ve enzimatik sentezi, 125/131I ile işaretlenmesi, in vitro olarak kanser hücreleri üzerinde biyolojik etkinliğinin incelenmesi
    (Ege Üniversitesi, 2008) Yeşilağaç, Reyhan; Ünak, Perihan
    8-Hidroksikinolin (8-OHQ) metal şelatlayıcı özellikte olması nedeniyle analiz için sıklıkla kullanılan, bilinen bir moleküldür. 8-OHQ Oksin olarak da bilinmektedir ve Oksinlerin tümöre karşı yönlendirme ve antimikrobiyal özellikleri incelenmiştir. Bu çalışmada 8-Hidroksikinolin'in glukuronid türevi 8-OHQ-Glu'nun, kimyasal ve HuTu-80 hücrelerinden ayrılmış mikrozom preparatları kullanılarak enzimatik olarak sentezlenmesi, 125I ile işaretlenmesi ve 125I işaretli moleküllerin gastrointestinal kanser hücrelerinde (HuTu-80, Caco-2 ve Detroit-562) ve PHIC hücrelerinde prodrug olarak etkinliğini incelenmesi amaçlanmış olup bu tümör hücreleri üzerindeki afinitesi incelenmiştir. 8-OHQ hem enzimatik hem de kimyasal olarak değerlendirimiştir. Enzimatik sentez ile glukuronidasyon için HuTu-80 hücrelerinden ayrılmış olan UDP-glukuronil transferaz enzimi (UDPGT) içeren mikrozom preparatları Adnan Menderes Üniversitesi Merkez Araştırma Laboratuvar'ından sağlanmıştır. Kimyasal sentez ile 8-OHQ-Glu, pTSA katalizörlüğünde katı ortamda, vakumda 8-OHQ ve glukuronik asitin füzyonu ile 80 0C de elde edilmiştir. 8-OHQ ve her iki yöntem ile elde edilen 8- OHQ-Glu bileşenleri 125I radyonüklidi ile iyodojen yöntemine göre işaretlenmiştir. Hücre işaretleme ölçüm sonuçları uptake cihazı sayım analizine göre bağlanma oranı 125I ile işaretli enzimatik sentez- Detroit kanser hücrelerinde %12.6, Caco hücrelerinde %7.8, HuTu hücrelerinde %9.5 ve Phic hücrelerinde %6.4 olarak tespit edirken, 125I ile işaretli kimyasal sentez ürünü Detroit hücrelerinde %8.6, Caco hücrelerinde %6.2, HuTu hücrelerinde %11.1 ve Phic hücrelerinde % 3.7 olarak saptanmıştır. Hem kimyasal hem de enzimatik sentez ürünlerinin LC/MS/MS analiz sonuçlarına ve kalite kontrol sonuçlarına göre 8-OHQ-Glu'dan beklenen yapıyı gösterdiği, iyodojen yöntemine göre 125I ile başarılı bir şekilde radyoiyotlanabildiği ve incelenen hücrelere bağlanabildiğini göstermiştir. Sonuçlar, 8-OHQ glukuronid'in radyoişaretli türevlerinin antikanser ilaç olarak ve terapi radyonüklidi ile işaretlendiğinde terapi radyofarmasötiği olarak kullanılabilme potansiyelini aydınlatma konusunda daha ileri çalışmalar yapılması konusunda umut vericidir.;8-Hidroksikinolin, 8-OHQ-Glu, beta- glukuronidaz, UDPglukuronil transferaz enzimi (UDPGT) Glukuronid Prodrug, 125I.;8-Hydroxyquinoline, 8-OHQ-Glu, beta-glucuronidase, UDPglucuronyl transferase (UDPGT) Glucuronid Prodrugs, iodine- 125.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Analyzing of Production Conditions of 89Zr in the Particle Accelerator
    (2019) Bulduk, Buğra Gökhun; Ünak, Perihan; Kılçar, Ayfer Yurt; Güldü, Özge Kozguş; Tekin, Volkan
    Nowadays 89Zr is outstanding PET radionuclide with its physical half-life (t1/2 ~ 78 hours), useful decay specifications and so that it is suitable for antibody-based immuno-PET. Relatively oscillated positrons' low decay energies supply to take high-resolution. 89Zr-labeled radiopharmaceuticals, especially as 89Zr-labeled antibodies applications are getting increase day by day. in this study, calculations about production of 89Zr were done and used (p,n) reaction of 89Y target system. For this Q-value, Threshold Energy, Minimum Coulomb Barrier Energy of the reaction were calculated then the cross-sections of this reaction were found using Empire3.2/MALTA code. After determining the irradiation calculations, the bombardment performed. the irradiation was performed in Ankara Sarayköy Nuclear Research and Training Center, proton accelerator. the cyclotron is IBA type Cyclone-30. Then separation part was done with Dowex resine system. After separation 89Zr from the irradiated target system, radioactive 89Zr was obtained purely..
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Benzodiazepin grubu ilaçların (klordiazepoksid) I-131 ile işaretlenmesi, radyofarmasötik potansiyelinin belirlenmesi
    (Ege Üniversitesi, 1997) Yurt, Fatma; Ünak, Perihan
    1,4 Benzodiazepine türevleri santral sinir sistemi ilaçları olarak tıp'da 1960'lı yıllardan beri geniş olarak kullanılmaktadır. Klordiazepoksid (7-kloro-2-(metilamino)-5-fenil-3H-1,4 benzodiazepine-4-oksid) bu ilaçların en eskisi ve diazepam - dan sonra en çok kullanılanıdır. Bu çalışma, klordiazepoksid'i (Librium) I-131 ile işaretlemek ve bir benzodiazepin reseptör radyofarmasötiği olarak kullanım potansiyelini araştırmak amacıyla yapılmıştır. İyotlama ajanı olarak iodogen kullanılmıştır. İşaretleme verimleri ITLC (Instant Thin Layer Chromatography) ve kağıt elektroforezi yöntemleri kullanılarak belirlenmiştir. En uygun reaksiyon şartlarını tespit etmek amacı ile pH ve iodogen miktarlarının işaretlenme verimlerine etkisi incelenmiştir. 1 mg klordiazepoksid, 1 mg iodogen ve pH=1'de 15-20 dakikada ve oda sıcaklığında %90 işaretlenme verimi elde edilmiştir. Sophy DX Gamma Camera kullanılarak tavşan kulak venine 690 MBq/mmol spesifik aktivitede I-131 ile işaretli klordiazepoksid enjekte edilerek belirli aralıklarla görüntü alınmış ve radyofarmasötiğin vücuttaki dağılımı incelenmiştir. Enjeksiyondan hemen sonra beyindeki aktivitenin arttığı 20 dakikada maksimuma ulaştığı, 90 dakikalık izleme süresi boyunca tutulmada azalma olmadığı görülmüştür. Elde edilen sonuçlar I-131 ile işaretli klordiazepoksid'in benzodiazepin reseptör radyofarmasötiği olarak SPECT çalışmalarında kullanılabileceğini göstermektedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Birden Fazla Görüntüleme Sisteminde Kullanılabilen Görüntüleme Probları (Dual Modalite Problar)
    (2019) Ünak, Perihan
    …
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Cefuroxime Axetil'in Tc-99m ile işaretlenmesi, kalite kontrolü ve biyodağılımı
    (Ege Üniversitesi, 2007) Ünak, Perihan; Yurt Lambercht, Fatma
    99mTc-Cefuroxime axetil, antibiotic, S. aureus, infection, turpentine oil.;99mTc-Cefuroxime axetil, antibiyotik, S. aureus, enfeksiyon, terepentin.;Vücuttaki enfeksiyonun tanımlanması yerinin tesbit edilmesi çok önemlidir ve bir yaşamı koruma prosesidir. Sintigrafik dedeksiyonlar enfeksiyon ve enflamasyon yerinin tesbit edilmesinde yardımcı olabilir. Bu noktada nükleer tıp görüntüleme bir basamak daha ileridedir ve enfeksiyon ile enflamasyonun ayırt edilmesinde, yerinin tesbit edilmesinde yardımcı olabilir. Cefuroxime axetil bakteriyal enfeksiyon tedavisinde kullanılan sephalosporin grubu bir antibiyotikdir. Çalışmamızda bu antibiyotik Tc-99m ile işaretlendi. Radyoişaretleme kalay klorür kullanılarak gerçekleştirildi. İşaretleme verimine pH ve kalay klorür miktarının etkisi araştırıldı. 99mTc-Cefuroxime axetil?in radyokimyasal saflığı ince tabaka kromatografisi (RTLC), elektroforez, yüksek performaslı sıvı kromatografisi (RHPLC) ile saptandı. Maksimum işaretleme verimi % 98±1dir. 99mTc-Cefuroxime axetil ile enfekte sıçan modelinde görüntüleme ajanı olarak kullanılabileceği değerlendirildi. Bu çalışmada; normal, steril enfekte, septik enfekte kaslı sıçanlar ile yapıldı ve bunlar arasındaki ayrım saptandı. Biyodağılım sonuçları; 99mTc işaretli Cefuroxime axetil?in enfekte bölgelerde tutulduğunu gösterdi. Septik enfekte (S. aureus) bölgedeki tutulumun steril enfekteden daha iyi olduğu tespit edildi. Diğer organlardan işaretli antibiyotiğin temizlenmesi hızla olurken bunun tam tersine enfekte bölgede temizlenmenin yavaş olduğu gözlendi. Aktivite diğer organlardan temizlenirken, hedef/hedef olmayan kas oranı 4 saatte 2.5 gibi bir değere ulaştı.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Cholecystokinin'nin Tc-99m ile işaretlenmesi ve radyofarmasötik potansiyelinin incelenmesi
    (Ege Üniversitesi, 2000) Ünak, Perihan; Ertay, Türkan
    Bu çalışmanın amacı bir oktapeptid olan Cholecystokinin'in Tc-99m ile işaretlenerek bir santral sinir sistemi veya pankreas radyofarmasötiği olarak kullanılabilirliğini araştırmaktır. Cholecystokinin 33 aminoasitli bir oktapeptid hormonudur ve en küçük potent zinciri Asp-Tyr(SO3H)-Met-Gly-Trp-Met-Asp-Phe-NH2 den oluşan CCK8 olarak isimlendirilen bir C-terminal oktapepitididir ve periferde (safra kesesi kasılması, enzim sekresyonu, bağırsak hareketleri vs.) önemli rol oynar. Santral sinir sisteminde transmiter/transmodülatör rolü oynar. CCK8, Tc-99m ile bifonksiyonel ajan olarak DTPA (Dietilen Triamin Penta Asetikasit) ve GH (Gluko Heptonat) kullanılarak işaretlendi. Kalite kontrol çalışmaları TLC ve elektroforez yöntemleri kullanılarak yapıldı. Bağlanma etkinliği %99'dan büyük bulundu ve DTPA ve GH bifonksiyonel ajanları kullanılarak işaretlenmiş Tc-99m-CCK8'in 5 saat içinde kararlı olduğu görüldü. Tavşan kullanarak biyodağılım çalışmaları yapıldı. 1mCi Tc-99m DTPA veya GH-CCK8 tavşanlara kulak veninden intravenöz olarak enjekte edildi. Dinamik görüntüler 45 dakika 64x64 matrikste ve statik imajlarda 5 dakika 25x256 matrikste anterior pozisyonda XC/T (GE) gamma kamera kullanılarak alındı. Kantitatif değerlendirme amacıyla her organ için ilgi alanı çizildi, zaman aktivite eğrisi oluşturuldu. Beyinde en yüksek aktivite enjeksiyondan sonraki 10. dakikada gözlendi. Radyoaktivite böbreklerde, kalpte, akciğerde ve karaciğerde de izlendi. Renal atılımla birlikte hepatobiliyer atılım olduğu görüldü. Biyodağılım ayrıca sıçanlarda da yapıldı. 200 oCi Tc-99m bağlı DTPA veya GH-CCK8 kuyruk veninden sıçanlara enjekte edildi. Sıçanlar 10. dakika, 30. dakika, 2. saat ve 5. saatlerde eter anestezisi altında dekapite edildi. Organlar tek tek çıkarılarak ağırlıkları ve içerdikleri aktiviteler ölçüldü. Ayrıca beyin de bölümlerine ayrılarak her bölümün içerdiği aktivite ve ağırlığı ölçülerek gram başına aktivite miktarları hesaplandı. Beynin en yüksek aktivite birikimi hipotalamus bölgesinde izlendi. Bu sonuçlar, Tc-99m ile işaretli DTPA veya GH-CCK8'in nörosistem görüntülenmesi ve terapatik bir radyonüklid ile işaretlenmesi halinde bazı kanser türlerinin tedavisi için uygun bir radyofarmasötik olabileceğini göstermektedir.;Peptid, Cholecystokinin, CCK8, Tc-99m ile işaretli CCK8, DTPA, GH, CCK8'in biyodağılımı;Peptid, cholecystokinin, CCK-8, Tc-99m labeled CCK8, DTPA, GH, Biodistribution of CCK8
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Dietilstilbestrol (DES)'in fosfat ve glukuronid türevlerinin sentezlenmesi, radyonüklid ile işaretlenmesi ve biyolojik aktivitelerinin incelenmesi
    (Ege Üniversitesi, 2009) Biber Müftüler, F. Zümrüt; İçhedef, Çiğdem; Medine, E. İlker; Ünak, Perihan
    Diethylstilbestrol (DES), 99mTc, 131I, UDP-glucuronidase, diethylstilbestrol glucuronide, diethylstilbestrol phosphate.;Dietilstilbestrol (DES) farmakolojik etkileri dogal estronlara benzeyen sentetik nonsteroidal bir estrojendir. Günümüzde bazı menapoz sonrası kadınlarda görülen meme kanseri ve erkeklerdeki ilerlemis prostat kanseri tedavisinde kullanılmaktadır. Bu çalısmada çıkıs maddesi olan DES bilesiginden glukuronid ve fosfat türevleri sentezlenip, sentez ürünlerine iki farklı radyonüklid takılması tasarlanmıstır. Radyonüklid seçimi sentez ürünlerinin kimyasal yapılarına uygunluk dikkate alınarak 99mTc ve 131I olarak belirlenmistir. Proje çalısmamız iki farklı sentez ürünü olusturmayı amaçlamaktadır. Birinci sentez basamagı; DES bilesigine glukuronik asid gibi bir hidrofilik grup takılarak -glukuronidaz enziminin var oldugu tümör hücrelerine spesifik estrojen glukuronid türevi bir bilesiginin sentezini içermektedir. kincisi sentez basamagı ise DES bilesigine bir fosfat grubu takılarak alkalin fosfataz enziminin bulundugu hücrelere spesifik bir bilesik elde etmektir. Elde edilen bilesikler radyofarmasötik olarak beklenen özellikleri gösterdikleri taktirde; meme ve prostat tümörleri için teshis ve radyonüklid terapi amaçlı uygun radyofarmasötikler olarak kullanılabileceklerdir. Bu çalısmada yeni radyofarmasötik tasarlama ve olusturma amacıyla radyo isaretli estrojen türevi yeni radyofarmasötikler sentezlenecek ve hayvan modeli üzerinde radyofarmasötik potansiyelleri arastırılacaktır.;Dietilstilbestrol (DES), 99mTc, 131I, UDP-glukuronidaz, dietil stilbestrol glukuronid, dietil stilbestrol fosfat.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Ege Bölgesi içme suyu ve idrar örneklerindeki iyodür miktarının izotop seyreltme analizi yöntemi ile belirlenmesi
    (Ege Üniversitesi, 2002) Ünak, Perihan
    [Abstract Not Available]
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Estrogen glucuronide türevi bir radyofarmasötiğin tasarlanması, sentezi ve radyofarmasötik potansiyelinin incelenmesi
    (Ege Üniversitesi, 2004) Biber, F. Zümrüt; Ünak, Perihan; Yurt Lambrecht, Fatma
    Estrojen bileşikleri tıp alanında özellikle estrojen reseptörleri ile ilişkili olan meme, uterus kanseri gibi kanser türlerinde görüntüleme ve tedaviye yönelik radyofarmasötiklerin oluşturulmasında oldukça önemli bir yer teşkil etmektedir. Bazı kanser hücreleri gibi meme kanser hücrelerinin de ?-glukuronidaz enzimini daha yüksek oranda içerdiği bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı 99mTc ile işaretlenebilecek estradiol glukuronid türevi bir radyofarmasötik tasarlamaktır. Aynı zamanda bir hayvan modeli üzerinde biyodağılım ve görüntüleme çalışmaları yaparak radyofarmasötik potansiyelini belirlemektir. Deneysel aşamada çıkış maddesi olarak ?-estradiol (1,3,5,[10]-estratrien- 3,17?-diol) bileşiğinden başlanarak altı basamaklı reaksiyon sonucunda DTPA ve estradiol türevi bir bileşik olan deoksi demetil homoestradiolil dietilentriamin pentaasetik asit (ESTDTPA) sentezlenmiştir. Sentezlenen bu bileşik daha sonra UDP-glukuronil transferaz (UDPGT) enzimi ile glukuronidasyon reaksiyonuna sokularak estradiol glukuronid türevi bir bileşik olan deoksi demetil homoestradiolil dietilentriamin pentaasetik asit-glukuronid (ESTDTPAG) elde edilmiştir. Sentezi yapılan bileşiklerin saflaştırma işlemleri Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi (HPLC) tekniği kullanılarak yapılmıştır. Yapı tayinleri Nükleer Magnetik Rezonans (NMR) ve Hızlı Atom Bombardımanlı (FAB - MS) kütle spektroskopi teknikleri kullanılarak yapılmıştır. Sonuçlar teorik NMR spektrumları ile karşılaştırıldığında, beklenen moleküler yapının doğrulandığı görülmüştür. Elde edilen HPLC'de saflaştırılmış bileşikler 99mTc ile işaretlenerek radyokimyasal verimleri ile stabiliteleri İnce Tabaka Radyo Kromatografi (TLRC) metodu kullanılarak belirlenmiştir. İşaretli bileşiğin meme ve uterus kanserini görüntülemede radyofarmasötik potansiyeli saptanmaya çalışılmıştır. Biyodağılım çalışmaları dişi Albino Wistar sıçanları üzerinde yapılmış ve gram doku başına düşen aktivite hesap edilerek aktivitenin zamanla değişimi incelenmiştir. Görüntüleme çalışmaları da Camstar XR/T gama kamera kullanılarak deneysel tümör oluşturulmuş Albino Wistar sıçanları üzerinde yapılmıştır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    FL ve radyonüklid işaretli HPG (hyperbranched polyglycerol) polimerlerin sentezi ve hücre kültür ortamında kan hücrelerinin işaretlenmesinde kullanılmaları
    (Ege Üniversitesi, 2019) Ünak, Perihan; Ay, Sibel
    Bu çalışmada, SPECT/Floresan (99mTc-SPECT/FL) çok fonksiyonlu diagnostik ajanların geliştirilmesi ve kan hücrelerinin görüntülenmesinde kullanılmaları amaçlanmıştır. Bunun için öncelikle, küresel doğası, işlevselliği açısından çok yönlülük ve mükemmel biyouyumluluk profilleri nedeniyle hiperdallanmış poligliseroller anyonik halka açılma polimerizasyonu ile sentezlenmiştir. Polimerin işlevselleştrilmesi için süksinik anhidrit kullanılmıştır. Floresans görüntülenmesi için indosiyanin yeşili (ICG) HPG' ye bağlanmıştır. Bunun sonucu bağlanma verimi %73, 59 olarak bulunmuştur. Şelatlayıcı ajan olarak ise deferoxamin seçilmiş ve süksinat ile fonksiyonlaştırılmış (SS-HPG) HPG' ye bağlanmıştır. HPG, SS-HPG, HPG-ICG-DFO örneklerinin yapısal karakterizasyonları fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FT-IR) ile belirlenmiştir. HPG' nin molekül ağırlığı tayini ise yüksek basınçlı sıvı kromotgrafisi (HPLC) ile belirlenmiş ve 6800 Da olarak bulunmuştur. Yapısal özellikleri dinamik ışık saçılımı (DLS), taramalı uç mikroskobu (SPM) ile belirlenmiştir. Radyoişaretlemesi [99mTcO4]- ile gerçekleştirilen örneklerin kalite kontrolü, HPLRC ve TLRC analizleri ile doğrulanmıştır. Stabilite deneyi sonucu işaretli örnekler 6 saat boyunca kararlılıklarını korumuşlardır. HPG-ICG-DFO örneklerinin biyolojik davranışlarının in vitro incelenmesi K562 kronik myeloid lösemi hücreleri kullanılmıştır. Sitotoksisite çalışması sonucu artan madde konsantrasyonuyla sitotoksisitenin arttığı gözlemlenmiştir. 5 ?g/mL madde konsantrasyonunda en yüksek hücre canlılığı görülmüştür. 99mTc(HPG-ICG-DFO) örneklerinin K562 hücrelerine bağlanma veriminin zamana göre değişimi incelenmiştir. Sonuç olarak zamanla bağlanma yüzdesi artmış ve 6. saatte % 30' u bulmuştur. Elde edilen sonuçlara bakıldığında floresans boyalı HPG örneklerinin kan hücrelerinin görüntülenmesine ve kanama odağının bulunmasına yönelik umut verici bir çalışma ortaya konulmuştur.;Çok fonksiyonlu görüntüleme probu, RBC, 99mTc, SPECT, HPG.;Multifunctional imaging probe, RBC, 99mTc, SPECT, HPG.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Fonksiyonel manyetik nanopartiküllerin (Fe3O4) tasarlanması ve in vivo ve in vitro etkinliklerinin incelenmesi
    (Ege Üniversitesi, 2012) Timur, Suna; Ünak, Perihan
    Bu çalışmada bir antibiyotik olan moksifloksasinin (Mox) magnetit nanoparçacıklar ile konjuge edildikten sonra in vivo görüntüleme çalışmaları için 131I ile, in vitro hücre kültürü çalışmaları için ise 125I ile işaretlenmiştir. Nanoparçaçıkların FTIR, SEM ve XRD analizleri yapılarak karakterizasyonları gerçekleştirilmiştir. SEM analizleri manyetit nanoparçacıkların boyutu 40-80 nm olduğunu göstermiştir. Bağlanma yüzdeleri 131I işaretli Mox bağlı silanlı manyetik parçacıklar için % 99.9 ± 0.22 iken 131I- Mox için % 87 ± 8.6 olarak bulunmuştur. Radyoişaretli bileşenlerin (131I-Mox ve 131I-MNP-Mox) elektroforez yöntemiyle de ayırt edilebildikleri ve 131I-Mox bileşiğinin + değerlikli olduğu görülmüştür. 131I-Mox'un deneysel lipofilite değeri - 0.13 ± 0.02 olarak bulunmuştur. Bu değer radyoişaretli biyomolekülün hidrofilik yapıda olduğunu göstermektedir. 131I-Mox için serum stabilite çalışmaları 240. dakikada % 75' in üzerindeyken 24. saate kadar % 35'in üzerinde serumda stabilitenin korunduğunu göstermiştir. Magnetit nanoparçacıklar ile konjuge edilmiş Mox öncelikle 125I ile işaretlenmiş daha sonra işaretli örneklerin A549 akciğer kanser hücrelerinde göstermiş oldukları tutulum zaman parametresi kullanılarak incelenmiş ve zamanla artan bir verim gözlenmiştir. Manyetik nanoparçacıklara konjugasyondan sonra 1251I-Mox A549 hücrelerine % 1 tutulum olurken hücreler üzerine manyetik alan uygulanması bu oranı 2.5 defa daha arttırmıştır. Sonuç olarak A549 hücrelerine spesifik olduğu bilinen Mox 240. dakikada bu hücrelere % 7.9 inkorpore olurken manyetik nanoparçacıklara konjuge olduğunda % 11.8 hücreler üzerinde manyetik alan uygulandığında ise % 18.3 inkorpore olmuştur. Elde edilen sonuçlar radyoiyot işaretli Mox'un ve radyoiyot işaretli Mox ile magnetit nanoparçacıklarının A549 akciğer kanser hücrelerinin görüntülenmesinde etkili bir ajan olabileceğini göstermiştir.;Magnetit nanoparçacıklar, 125/131I, Moksifloksasin, A549 hücre hattı.;Magnetite nanoparticles, 125/131I, Mox, A549 cell line.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Fonksiyonel manyetik nanopartiküllerin (Fe3O4) tasarlanması, biyosensör uygulamaları
    (Ege Üniversitesi, 2012) Timur, Suna; Ünak, Perihan
    Bu proje kapsamında ilk olarak fonksiyonel manyetik nanopartiküller sentezlenmis ve daha sonra I. nesil lakkaz enzimi temelli amperometrik biyosensör gelistirilmesinde kullanılmıstır. Agaricus bisporus türünden elde edilmis lakkaz enzimi, fonksiyonel manyetik nanopartiküllere immobilize edilerek karbon pasta elektrotlar hazırlanmıstır. Hazırlanan biyosensöre iliskin optimizasyon (optimum pH, enzim miktarı,enzim immobilizasyon süresi,manyetik biyonanopartikül miktarı,aminoasit etkisi, metal iyonu etkisi) ve karakterizasyon (lineerlik, tekrarlanabilirlik, yeniden üretilebilirlik, örnek uygulama) çalısmaları tamamlanmıstır. Biyosensörün mikrobiyal ortamdaki fenol tüketimini izlemede kullanılabilirligi fenol tayini ile test edilmistir. Sonuçlar HPLC ile elde edilenlerle karsılastırılmıstır. Kesikli (Batch) sistemde hazırlanan biyosensöre iliskin pH 4,5 sodyum asetat (100 mM) tamponu optimum pH, 1 mg (8,85 U) lakkaz optimum enzim miktarı, 12 saat optimum lakkaz immobilizasyon süresi, 10 oL optimum manyetik biyonanopartikül miktarı, Histidin modifikasyon için en uygun aminoasit, bakır (Cu) en iyi sensör cevabının elde edildigi metal iyonu olarak bulunmustur. Elde edilen lineer aralık katesol için 0,010 mM- 0,4 mM'dır (R2=O,995). Tekrarlanabilirlik denemelerinde 10 oL (0,1mM) katesol için (n=7) standart sapma 0,113±0,005 mM ve varyasyon katsayısı (c.v.) % 4,547 olarak bulunmustur. Yeniden hazırlanabilirlik kapsamında 3 ayrı elektrotla elde edilen lineer grafikler karsılastırıldıgında lakkaz biyosensörünün optimum kosullarda aynı lineer aralıgı verecek sekilde yeniden hazırlanabildigi görülmüstür.;Lakkaz, manyetik nanopartikül, Fonksiyonel nanopartikül, lakkaz baglı manyetik nanopartikül, aminoasit baglı manyetik biyonanopartikül.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Guanin'in bazı metaller ile oluşturduğu komplekslerin stabilite sabitlerinin incelenmesi
    (Ege Üniversitesi, 2007) Ünak, Perihan; Acar, Çiğdem; Teksöz, Serap
    Bu çalışmada DNA? ın bir pürin bazı olan guaninin proton-ligand sabiti ile bu molekülün Th4+, UO2 2+, Ce3+ ile oluşturduğu komplekslerin metal-ligand stabilite sabitlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla deneysel çalışmalar HySS programına göre tasarlanarak, potansiyometrik titrasyon yöntemi ile gerçekleştirilmiş ve sonuçlar en küçük kareler yöntemine göre çalışan HYPERQUAD2006 bilgisayar programı kullanılarak hesaplanmıştır. Titrasyonu yapılacak olan çözeltilerin iyonik gücü 1 M KCl ile 0.1 olacak şekilde ayarlanmıştır. Tüm titrasyonlar ortamdan CO2 uzaklaştırılmış olarak hazırlanan 0.1 M NaOH ile Metrohm-665 Dozimat ve Titroprosesör 686 cihazında MET programı kullanılarak otomatik olarak gerçekleştirilmiştir. Potansiyometrik kalibrasyonlar ise Gran yöntemine göre işleyen GLEE bilgisayar programı ile yapılmıştır. Elde edilen bulgulardan kompleks oluşumunun stabilite sabitini değiştirdiği sonucuna varılmıştır. 25oC? de UO2 2+ için log?110, log?111, log?112 ile log?11-2; Th4+ için log?110, log?112 ve log?11-1 ; Ce3+ için log?120, log?111, log?112 ,log?11-1 ve log?11-2 değerleri hesaplanabilmiştir.;Metal complexes, stability constants, potentiometry, Th4+, UO2 2+, Ce3+.;Metal kompleks, stabilite sabiti, potansiyometri, Th4+, UO2 2+, Ce3+.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Guanin'in Tc-99m ile işaretlenmesi ve radyofarmasötik potansiyelinin incelenmesi
    (Ege Üniversitesi, 2004) Teksöz, Serap; Biber, F. Zümrüt; Medine, E. İlker; Ünak, Perihan
    DNA'ya bağlanarak onun yapısını bozabilecek olan bir grup kimyasal kanser ilacı olarak kullanılmaktadır. Radyofarmasötikler teşhis ve tedavi amacı için radyonüklidlerle hazırlanan ilaç türü reaktiflerdir. Radyonüklid işaretli nücleotidler radyofarmasötik haline getirilip tümör görüntüleme ve terapi çalışmalarında kullanılabilmektedirler. DNA bazları Tc- gibi ideal bir görüntüleme ajanı ile birleştirilerek tümör görüntüleme ajanları oluşturulabilir. Bu çalışmada bir DNA bazı olan guanin için Tc-99m ile işaretlenme koşulları ve radyofarmasötik potansiyelinin incelenmesi amaçlanmıştır. Guanin DTPA(dietilentri aminpenta-asetik asit) veya GH(sodyum glukoheptonat) gibi şelat yapıcı moleküller aracılığı ile Tc-99m ile işaretlenmiş, molekülün kararlılığı ve radyofarmasötik potansiyelleri TLRC (İnce Tabaka Radyo Kromatoğrafi), HPLC (Yüksek basınçlı sıvı kromatografisi) ve kağıt elektroforezi yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. Biyodağılım çalışmaları erkek Albino Wistar sıçanlar üzerinde yapılarak gram doku başına düşen aktivite hesaplanmış ve aktivite-zaman grafiği çizilmiştir. Bu projenin nükleotid kökenli tümör görüntüleme amaçlı yeni radyofarmasötiklerin oluşumuna katkısı olacağı düşünülmektedir.
  • «
  • 1 (current)
  • 2
  • 3
  • »

| Ege Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Ege Üniversitesi Rektörlüğü Gençlik Caddesi No : 12 35040 Bornova - İZMİR, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim