Ege Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Ege, Ege Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
Geleneksel dans sahnelemelerinin dönüşümünde beden bilgisi
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Babacan, Cihan; Ünlü, Ömer Barbaros
Dans becerisi, günümüzde kas belleğine dayanan teknik bir edinimden ibaret olarak değil, farklı disiplinlerin katkılarıyla açıklanan çok boyutlu bir bilgi biçimi olarak değerlendirilmektedir. Günümüzdeki halk dansları sahnelemeleri büyük ölçüde repertuvarın biçimsel özelliklerini ve yerleşik hareket kalıplarını ön plana çıkaran, benzer anlatı yapılarını yeniden üreten estetik anlayışlar üzerinden varlığını sürdürmektedir. Ancak son dönemde dans tiyatrosu, çağdaş koreografi, somatik çalışmalar ve disiplinlerarası performans yaklaşımlarının yaygınlaşması halk danslarının korunacak kültürel miraslar olmasının yanında, yeniden yorumlanabilir ve dönüştürülebilir hareket sistemleri olarak ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu durum, halk danslarında yer alan beden bilgisinin yeniden değerlendirilmesini önemli bir araştırma alanı haline getirmektedir. Araştırma sürecinde odak noktası, beden bilgisinin nasıl oluştuğunu açıklamaktan çok, bu bilginin çağdaş sahneleme yaklaşımları içerisinde nasıl bir eylemsellik kazanabileceği sorusuna yönelmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı, halk dansları alanında biriken beden bilgisinin çağdaş sahne üretimleriyle ilişkilendiren kuramsal ve uygulamalı bir yaklaşım geliştirmektir. Bu bağlamda çalışma, koreografik üretimi biçimsel ve estetik bir düzenlemenin ardında, bedeni sahne üzerindeki duyumsal, yapısal ve ilişkisel süreçleriyle şekillenen dramaturjik bir yaratım pratiği olarak da ele almaktadır. Halk danslarının doğasında var olan makro-dramaturjik (tarihsel ve kültürel) birikimin, çağdaş performans dramaturjisi ekseninde mikro-dramaturjik (beden ve hareket odaklı) bir yaklaşımla sahnede nasıl yeni anlam ilişkileri kurarak inşa edilebileceği sorusu araştırmanın temel inceleme alanlarından birini oluşturmaktadır. İlk bölümünde halk danslarının sahneleme süreçlerinde ortaya çıkan dönüşümler dönemsel ve estetik kategoriler üzerinden ele alınmıştır. Özellikle temsil odaklı, biçimsel repertuvar merkezli yaklaşımların günümüz sahneleme anlayışları karşısındaki sınırları tartışılmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde ise beden bilgisi, dans antropolojisi, fenomenoloji, etnokoreoloji, performans kuramları, somatik ve koreografik yaklaşımlardan yararlanarak beden bilgisi teknik becerinin ötesinde duyumsal, kültürel, kinestetik ve ilişkisel boyutlar içeren çok boyutlu bir yapı olarak ele alınmaktadır. Bu doğrultuda beden yalnızca hareketi icra eden bir araç değil; deneyimleyen, anlam üreten, yorumlayan ve dönüştüren bir özne olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü ise halk dansları alanında mevcut beden bilgisinin çağdaş sahneleme süreçlerinde yaratıcı bir üretim kaynağı olarak nasıl kullanılabileceğini açıklamak için planlanmıştır. Bu amaçla ‘Beden Bilgisi ve Koreografi’ başlığı altında dört aşamalı bir uygulama modeli önerilmiştir. Duyumsal Temellendirme, Hareketin Yapısal Kurulumu, Hareketin Anlam Üretme Süreci ve Koreografik ve Dramaturjik Yaratım aşamalarından oluşan bu model, dansçının sahip olduğu beden bilgisini görünür kılmayı ve koreografik üretim sürecine dâhil etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma sonucunda halk danslarında yer alan beden bilgisinin alışılmış bir şekilde geçmişe ait hareket kalıplarının korunmasını sağlayan bir aktarım sistemi olmadığı; aynı zamanda yeni dramaturjik ilişkiler, hareket tasarımları ve sahneleme biçimleri üretebilen yaratıcı bir potansiyel taşıdığı açıklanmaktadır.
Öğe
Çağdaş Uygurcada kip, görünüş ve zaman kodlaması
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Demir, Cihangir; İnayet, Alimcan
Bu çalışma, Türk dilinin doğu grubunun modern temsilcisi olan Çağdaş Uygurcada fiil çekim sisteminin temel taşlarını oluşturan kip, görünüş ve zaman (TAM - Tense, Aspect, Mood) kategorilerini dilbilimsel bir bakış açısıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Türk dillerinin tarihsel evrimi içerisinde bu üç kategori hem morfolojik yapıları hem de taşıdıkları anlamsal işlevler bakımından birbirleriyle iç içe geçmiş, karmaşık bir doku sergilemektedir. Bu tez, söz konusu kategorilerin Çağdaş Uygurca özelinde nasıl “kodlandığını”, eklerin hangi bağlamlarda hangi işlevleri üstlendiğini ve bu geçişkenliklerin dilbilgisel sınırlarını belirlemeyi hedefleyen sistematik bir araştırmadır. Araştırmanın yöntemsel çerçevesini, modern fonksiyonel dilbilim kuramları ve tipolojik yaklaşımlar oluşturmaktadır. Özellikle F. R. Palmer, J. Bybee, J. Lyons ve T. Givón gibi bilim insanlarının literatüre kazandırdığı “gerçeklik/gerçek dışılık” (realis/irrealis) dikotomisi ve “gramerleşme” (grammaticalization) teorileri, çalışmanın kavramsal zeminini teşkil etmektedir. Çağdaş Uygurcadaki fiil sisteminin sadece geleneksel dil bilgisi kurallarıyla açıklanamayan yönleri, bu kuramsal yaklaşımlar aracılığıyla çözümlenmiş; eklerin sadece zaman bildirmekle kalmayıp, konuşurun olaya dair tutumunu (kip) veya eylemin gerçekleşme biçimini (görünüş) nasıl kodladığı somut verilerle ortaya konmuştur. Çalışmanın veri tabanı, Çağdaş Uygurcanın kullanım çeşitliliğini yansıtan geniş bir külliyata dayanmaktadır. Araştırma sürecinde; Çağdaş Uygur edebiyatının mihenk taşı sayılan romanlar, güncel toplumsal ve kültürel meselelerin işlendiği süreli yayınlar (dergiler) ve farklı üslup özelliklerini barındıran çağdaş edebî türler taranmıştır. Bu zengin veri seti, dilin sadece teorik yapısını değil, aynı zamanda yaşayan, dinamik ve bağlamsal kullanımlarını da analiz etme imkânı sunmuştur. Tezin bölümlendirilmiş yapısı içerisinde; öncelikle “kip ve kiplik” kavramları, konuşurun önermeye dair inancını, niyetini veya zorunluluk algısını ifade eden yapılar üzerinden tasnif edilmiştir. Ardından “görünüş” kategorisi ele alınarak; eylemin başlangıcı, süreci, bitişi veya alışkanlık bildirme durumları Çağdaş Uygurcanın özgün ek dizgesiyle incelenmiştir. “Zaman” bölümünde ise, eylemin konuşma anına göre zamansal konumu analiz edilirken, bu kategorinin kip ve görünüşle olan kaçınılmaz etkileşimi (interfere) üzerinde durulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, Çağdaş Uygurcada birçok biçimbirimin (morfem) “çok işlevli” (polysemic) bir karakter sergilediğini göstermektedir. Bir ekin, kullanıldığı bağlama ve beraberinde geldiği fiil köküne göre zaman işlevinden sıyrılarak tamamen bir “görünüş” veya “kip” işaretleyicisine dönüşebildiği tespit edilmiştir. Bu durum, dilin ekonomikleşme eğilimi ve anlam daralması/genişlemesi süreçleriyle doğrudan ilişkilidir. Sonuç olarak bu çalışma, Çağdaş Uygurca üzerine yapılacak gelecekteki dilbilimsel araştırmalara kuramsal bir model sunmayı ve Türk dilleri arasındaki karşılaştırmalı çalışmalara veri sağlamayı amaçlayan özgün bir katkı niteliğindedir.
Öğe
Tatar şairi Nail Kasıym’ın şiirleri üzerine bir dil incelemesi: (Giriş-metin-inceleme-dizin)
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Demirkaya, Damla; Öner, Mustafa
Çalışmanın ana malzemesini çağdaş Tatar edebiyatının önemli şairlerinden olan Nail Kasıym’ın 2013 yılında yayımlanmış olan lirik şiirlerinin toplandığı Küñělěm Ḳoyaşı “Gönlümün Güneşi” adlı şiir kitabı oluşturmaktadır. Tezin amacı, daha önce hakkında çalışma yapılmamış olan Nail Kasıym’ı Türk dünyasına tanıtmak ve şairin Tatar Türkçesiyle yazılmış şiir kitabında yer alan şiirlerinin Türkiye Türkçesine kazanımını sağlamaktır. Bu şiir kitabı içerisinde yer alan şiirler üzerindeki çalışmamız “Giriş”, “İnceleme”, “Metin”, “Dizin” ve “Sonuç” olmak üzere beş bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde şairin yaşamı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında kısa bir bilgi verilmiştir. Ayrıca bu bölümde, çalışmanın temelini oluşturan şiirlerin orijinal metni ile ilgili bilgiler sunulmuş, bu metinlerin Türkiye Türkçesine aktarımı ile transkripsiyon esasları açıklanmıştır. Metin bölümünde Kiril esaslı standart Tatar alfabesi ile yazılmış olunan şiir metinlerinin transkripsiyonu yapılmış ve metinler mümkün olduğunda metne sadık kalınarak Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. İnceleme bölümünde metin üzerinden taranan örneklerden hareketle Tatar Türkçesi üzerine, ses bilgisi ve şekil bilgisi alt başlıkları altında, dil incelemesi yapılmıştır. Dizin bölümünde metinde geçen her bir sözün madde başı olarak verilerek metnin söz varlığı anlamlarıyla birlikte ortaya konulmuştur. Ek olarak, sözcüklerin işletme ekli biçimleri ve kullanım sıklıkları da kaydedilmiştir. Sonuç bölümünde ise çalışma neticesinde elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir.
Öğe
Doğu Akdeniz’de Gaza şarabının üretim ve dağılımı
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Doğan, Derya; Cankardeş Şenol, Gonca
Doğu Akdeniz’de Geç Roma ve Erken Bizans dönemlerinde Gaza şarabının üretimi ve dağılımı, bölgenin ekonomik ve kültürel yapısını şekillendiren önemli bir unsur olmaktadır. Son yirmi yılda yapılan araştırmalar, bu döneme ait amphoraların üretim ve kullanımına yönelik verilerin artmasına olanak sağlamaktadır. Özellikle 4. yüzyıldan 7. yüzyıla kadar uzanan süreçte, Doğu Akdeniz havzasında üretimi yapılan amphoralar, yaygın bir ticari dolaşım içinde yer almaktadır. Gaza ve çevresi, Roma İmparatorluğu’nun geç döneminde ve Erken Bizans döneminde önemli bir şarap üretim merkezi olarak öne çıkmaktadır. Bu dönemde şarap üretimi, ticaret ağlarının genişliği ve şarabın dini törenlerdeki rolü nedeniyle büyük bir önem kazanmaktadır. Erken Bizans döneminde, Doğu Akdeniz ile Kuzey Afrika arasındaki ticaret bağlantıları daha da gelişmekte ve Gaza limanı, Akdeniz ticaretinde kritik bir konuma ulaşmaktadır. Arkeolojik kazılarda bulunan şarap amphoraları, Gaza şarabının geniş bir dağıtım ağına sahip olduğunu kanıtlamaktadır. Arap akınlarının ardından ise şarap üretim ve ticaretinde belirgin bir azalma yaşanmakta, İslami yasalar nedeniyle şarap üretimi kısıtlanmaktadır. Ancak bu kısıtlamalara kadar, Gaza şarabı yüzyıllar boyunca Akdeniz ticaretinin temel ürünlerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir. Araştırmanın kapsamı, MS 4. yüzyıl ile 7. yüzyıl arasındaki dönemi kapsamaktadır. Gaza şarabı, hem Roma hem de Bizans dönemlerinde Doğu Akdeniz’in ekonomik, kültürel ve dini yapısında merkezi bir rol oynamaktadır. Şarap üretimi ve dağıtımının incelenmesi, dönemin ticaret yolları, kültürel etkileşimleri ve dini ritüelleri hakkında detaylı bilgi edinilmesini mümkün kılmaktadır. Arkeolojik buluntular ve ticari ilişkiler üzerine yapılan çalışmalar, Doğu Akdeniz’in tarihsel önemini ve küresel ticaret ağlarındaki yerini daha iyi anlamaya katkı sağlamaktadır. Gaza şarabı, bölgesel ekonomi açısından önemli bir ihracat ürünü olmakla birlikte, Filistin ve özellikle Gaza civarında üretilmekte ve Roma ile Bizans imparatorluklarının iç bölgelerine kadar yayılmaktadır. Bu üretim, bölgenin tarımsal ekonomisinin temel taşlarından biri konumundadır. Araştırmalar, üzüm bağlarının çeşitliliği ve üretim kapasitesi hakkında önemli veriler sunmaktadır. Şarap, yalnızca yerel piyasa için değil, aynı zamanda dış ticaret için stratejik bir ürün olarak değerlendirilmektedir. Bizans döneminde Gaza şarabının ticareti, devletin vergi gelirlerine ciddi katkılar sağlamaktadır. Vergilendirilen bu ticaret, hem bölgesel hem de imparatorluk ekonomisi üzerinde doğrudan etkiler yaratmaktadır. Dini ve kültürel açıdan bakıldığında ise, şarap Roma ve Bizans toplumlarında Hristiyan ayinlerinde merkezi bir öneme sahip olmaktadır. Gaza şarabı, özellikle kilise ayinlerinde kutsal bir madde olarak kullanılmakta ve Hristiyan toplulukların ritüellerinde vazgeçilmez bir unsurdur. Aynı zamanda şarap, toplum içinde lüks bir tüketim maddesi olarak algılanmakta ve aristokrat sınıflar tarafından statü sembolü olarak tüketilmektedir. Kültürel etkileşim açısından ise Gaza şarabı, Doğu Akdeniz ticaret yolları vasıtasıyla geniş coğrafyalara yayılmakta ve farklı toplumlar arasında ekonomik olduğu kadar kültürel bağlar da kurmaktadır. Arkeolojik kazılarda ortaya çıkan amphoralar, bu ticaretin ne kadar yaygın ve değerli olduğunu belgelemektedir. Amphora tipolojisi, ticaretin yoğunlaştığı alanlara dair önemli bilgiler vermektedir. Aynı zamanda, bu dönemde gelişen şarap üretim teknikleri ve tarımsal yenilikler, Roma ve Bizans tarım teknolojisinin ileri düzeyde olduğunu göstermektedir. Bu teknolojilerin incelenmesi, üretim kapasitesinin ne kadar gelişmiş olduğunu anlamamıza imkan tanımaktadır. Böylelikle, Doğu Akdeniz’de Gaza şarabının üretimi ve dağıtımı, ekonomik, kültürel ve dini açıdan tarih boyunca önemli bir yer tutmakta ve bölgenin tarihsel dinamiklerini anlamamızda kritik bir rol oynamaktadır.
Öğe
Türk kültüründe tabu ve kaçınmalar üzerine karşılaştırmalı bir inceleme
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Cica, Dicle; İnayet, Alimcan
Bu çalışma, tabu ve kaçınma olgusunu Türk kültürü bağlamında dinler tarihi, antropoloji ve sosyoloji alanlarının kesiştiği bir noktadan incelemektedir. Öncelikle tabu kavramının tarihsel kökenleri ile animizm, mana, büyü ve totemizm gibi tabu ile yakından ilişkili kavramlar ele alınmış, klasik evrimci yaklaşımlar ve bu yaklaşımlara yöneltilen eleştiriler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Tabu ilk bakışta yalnızca yasak anlamına gelmekte olsa da gerek sahip olduğu farklı anlamlar gerekse dinî ve toplumsal hayat içinde yerine getirdiği işlevler bakımından çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Çalışmanın ikinci bölümünde tabunun doğa dinleri ile semavi dinlerdeki yeri, mülkiyet, iktidar ve ahlak ile olan ilişkileri üzerinde durulmuştur. Tabu, yalnızca “ilkel” toplumlara ait ve zamanla ortadan kalkmış bir inanç kalıntısı değildir. Gerek dinî sembolizmin meydana gelmesi gerekse toplumsal düzenin korunması bakımından önemli bir unsurdur. Bu nedenle tabu bir taraftan kutsal olanın sınırlarını belirlerken diğer taraftan toplum içinde bulunan ilişkilerin, kuralların ve davranışların düzenlenmesini sağlamaktadır. Üçüncü bölümde tabu ve kaçınmalar, Claude Lévi-Strauss’un yapısalcı yaklaşımından hareketle kutsal/profan, temiz/kirli, iç/dış ve doğa/kültür gibi karşıtlıklar üzerinden analiz edilmiş, bu yasakların sahip olduğu mantıksal düzen ve insan zihninin evrensel yapıları ile olan ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak Türk kültürüne ait yazılı kaynaklardan elde edilen tabu ve kaçınmalar kişiler, mekân ve zaman ile doğa ve avcılık olmak üzere üç temel başlık altında sınıflandırılmıştır. Kişiler başlığı altında toplumdan belirli bir süre tecrit edilen kişiler, mekân ve zaman başlığı altında kutsal ya da uğursuz kabul edilen mekân ve zamanlar, doğa ve avcılık başlığı altında ise insanın doğa ve hayvanlarla kurduğu ilişkiler ele alınmıştır. Bu sınıflandırmaya baktığımızda tabuların özellikle kutsal ile profan, düzen ile kaos, içerisi ile dışarısı gibi alanların kesiştiği noktalarda yoğunlaştığını görüyoruz. Aynı zamanda toplumsal statüler ve kategorisel yapılar arasında meydana gelen geçişleri düzenleyerek gerek bireysel gerekse toplumsal hayatın devamını sağlamaktadır. Bu çalışma, Lévi-Strauss’un “somutun bilimi” olarak tanımladığı yaban düşünce kavramından hareketle Türk toplumunda bulunan tabu ve kaçınmaların “ilkel” ya da geçmişten kalmış anlamsız davranışlar olmadığını, insan zihninde bulunan evrensel yapıların yerel ve kültürel unsurlar aracılığıyla dünyayı anlamlandırma çabasının bir sonucu olduğunu ileri sürmektedir. Bu bilgiler ışığında Türk kültürüne ait farklı kaynaklarda bulunan tabu ve kaçınma örneklerinin yapısalcı bir yaklaşım içinde bir araya getirilerek değerlendirilmesi çalışmanın temel amacıdır.