Ege Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Ege, Ege Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Ayfer Tunç’un hayatı, sanatı ve eserleri
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Özdemir Çetinkaya, Merve; Çağın, Şerife; Çağın, Sabahattin
Ayfer Tunç, 1980 sonrası Türk edebiyatında bireyin varoluşsal krizlerini, taşra boğuntusunu ve toplumsal ikiyüzlülüğü derinlemesine işleyen en önemli yazarlardan biridir. Bu tezin temel amacı, yazarın 1989 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı Saklı’dan başlayarak Annemin Uyurgezer Geceleri’ne kadar uzanan edebi külliyatını yaşamı, poetikası, tematik yönelimleri ve üslup özellikleri bağlamında bütüncül bir monografik incelemeye tabi tutmaktır. Araştırmada yazarın metinleri yapısalcı, psikanalitik ve sosyolojik okuma yöntemleriyle çözümlenmiştir. Çalışma birbirini organik bir bağla tamamlayan üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, yazarın edebî soy kütüğü, “familya” kavramı etrafında Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay ve Leylâ Erbil gibi isimlerle kurduğu bağ ile metinlerindeki “bitmemişlik” felsefesi irdelenmiştir. İkinci bölümde, modern bireyin içine düştüğü “dünya ağrısı” (Weltschmerz), yersiz-yurtsuzluk ve yabancılaşma gibi kimi meseleler tematik bir çerçevede analiz edilmiştir. Bu bölümde özellikle Türk toplumunda kutsal sayılan aile kurumunun yapıbozuma uğratıldığı; ebeveyn-çocuk ilişkilerinin kuşaklararası bir travma aktarımına dönüştüğü saptanmıştır. Üçüncü bölümde ise karakterlerin psikodinamik portreleri, yazarın atmosfer yaratmadaki ustalığı ve metni kurma biçimleri incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, Tunç’un kurgu dünyasında hakikatin tekil bir merkezden uzaklaşarak post-truth (hakikat sonrası) çağının ruhuna uygun biçimde çoklu bakış açılarıyla parçalandığı tespit edilmiştir. Erken dönem öykülerinde görülen Diyonizyak ve lirik coşkunun, yazarın olgunluk dönemi eserlerinde yerini Apollonyen bir dengeye, buruk ironiye ve kara mizaha bıraktığı anlaşılmıştır. Yazar, nesnelerin, otel odalarının ve trenlerin hafızasını psikolojik birer katman olarak kurgulayarak karakterlerinin çıkışsızlığını ve ruhsal enkazını grotesk estetik ve üstkurmaca gibi postmodern anlatı stratejileriyle Türk edebiyatına kazandırmıştır.
Yapay zekâya yönelik tutumun algılanan gerçeklik, mesaj değerlendirmesi ve duygusal katılım üzerindeki etkisine yönelik karşılaştırmalı bir çalışma
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Yılmaz Kahraman, Merve; Aktuğlu, Işıl
İletişim alanındaki etkinliğini her geçen gün artıran yapay zekâ uygulamaları, devasa büyüklükte ve karmaşık yapıdaki verilerin analiz edilmesi, sosyal ve psikolojik gereksinimler tespit edilerek içeriklerin oluşturulması, süreçlerin planlanması, izlenmesi ve ölçülmesi gibi daha birçok alanda güçlendiği yeni bir döneme girmiştir. Kullanım alanı genişleyen yapay zekâ uygulamalarının yenilikçi ve yaratıcı süreci desteklemesi gibi özellikleriyle reklam süreçlerine yansıması da kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu etkiler çerçevesinde, reklamcılık alanında kendine yer edinen yapay zekâ uygulamaları, hızlı bir şekilde görsellerin ve videoların tasarlanması, senaryoların yazılması, ses ve müzik gibi çalışmaları ortaya koyması nedeniyle insan-bilgisayar etkileşim ortamının bir parçası haline gelmiştir. Söz konusu bu etkileşim, yapay zekâ uygulamalarının reklam alanındaki etkisinin teknik boyuttan ziyade, bireylerde ortaya çıkan algıların nasıl biçimlendiğini ortaya koymak adına önem teşkil etmektedir. Özellikle insan-bilgisayar etkileşimini konu alan çalışmalar, genellikle yapay zekâ tabanlı uygulamalara yönelik algı önyargılarından söz etmektedir. Başka bir deyişle, zihnimizin gerçekleri göründüğü gibi algılamaktan çok; deneyim, inanç, yargılar çerçevesinde algıladığı savunulmaktadır. Çalışmanın temel zeminini oluşturan bu anlayış çerçevesinde, bireylerin yapay zekâ tarafından hazırlanan reklamlara yönelik algılarını şekillendiren mevcut tutumların nasıl işlendiği, anlatısal ikna kuramları çerçevesinde incelenmiştir. Bu doğrultuda araştırmanın amacını, yapay zekâya yönelik tutum ile bir reklam filminin yapay zekâ uygulamaları tarafından hazırlandığının bilinip bilinmemesinin, reklama yönelik gerçeklik algısı, mesajın değerlendirilmesi ve duygusal katılım üzerindeki etkisinin ortaya konması oluşturmaktadır. Araştırmada eşitlenmemiş gruplar sontest deseni uygulama olarak temel alınmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak, “Algılanan Gerçeklik”, “Mesaj Değerlendirmesi” ve “Duygusal Katılım” ölçeklerinin (Cho, Shen ve Wilson, 2014; Cacioppo, Petty ve Morris, 1983) Türkçeye uyarlaması yapılarak 150 kişi ile pilot çalışma gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen pilot çalışma sonucunda geçerlik, güvenirlik ve açımlayıcı faktör analizleriyle, ölçek Türkiye örnekleminde test edilmiştir. Uyarlaması yapılan ölçekler, ana çalışma için uygun (kolayda) örneklem yaklaşımı ile ilgili üniversitedeki öğrencilerin iki grup şeklinde ayrılmasıyla, toplamda 358 kişiye uygulanmıştır. Katılımcıların yapay zekâya yönelik tutumlarının ölçümü için Schepman ve Rodway (2020) tarafından geliştirilen ve Kaya vd., (2022) tarafından Türkçeye uyarlanan “Yapay Zekâya Yönelik Genel Tutum Ölçeği” kullanılmıştır. Son olarak ise literatür taraması doğrultusunda geliştirilen araştırma modeli, yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilerek hipotezler test edilmiştir. Bulgular, yapay zekâya yönelik pozitif tutumların hem mesaj değerlendirmesi hem de algılanan gerçeklik boyutları üzerinde olumlu etkiler yaratığını, negatif tutumların ise olumsuz etkileri ortaya çıkardığını göstermektedir. Bununla birlikte, reklamın yapay zekâ tarafından hazırlandığının bilinmesi durumunda, algılanan gerçeklik boyutları (algısal kalite, makullük, anlatı tutarlılığı, tipiklik ve doğruluk) genel olarak daha düşük düzeyde gözlenmiştir. Ayrıca, reklamın yapay zekâ tarafından hazırlandığının bilinmesi, tutumların duygusal katılım üzerindeki etkisini zayıflatırken; bilinmemesi durumunda duygusal katılım üzerinde daha güçlü etkiler ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada elde edilen bulgular, reklamcılık alanında yapay zekâ kullanımının, tüketici algıları ve ikna süreçleri üzerindeki etkilerin dikkate alınarak planlanması gerektiğine işaret etmektedir. Bu yönüyle çalışma, alanyazındaki kavramsal boşluklara katkı sunarak, gelecekte yapılacak araştırmalar için bir zemin oluşturmaktadır.
Tatar şairi İldar Yüziyev’in şiirleri üzerine dil incelemesi: (Giriş-metin-dizin)
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Çalışkan, Merve; Öner, Mustafa
Kıpçak Türkçesinin Kuzeybatı kolunda yer alan çağdaş yazı dillerinden Kazan-Tatar Türkçesi; köklü bir tarihsel geçmişe, en eski yazılı dil ve kültür mirasına sahip Türk dilleri arasında yer almaktadır. Kazan-Tatar Türkçesini özel kılan bu durum, dilin tarih boyunca farklı değişimlerden geçmiş olmasına rağmen varlığını koruma konusunda her daim ısrarcı oluşundan kaynaklanmaktadır. Değişik coğrafyalarda gelişim gösteren Türk dilleri, beraber yaşadıkları topluluklardan etkilenmiş ve dilin doğal oluşum sürecinde çeşitli değişimler geçirerek varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bu durumdan dolayı, yaşayan Türk dillerinin araştırılması ve yazılı diller hakkında literatür odaklı çalışmalar yapılması dikkatli bir planlamayı gerektirmektedir. Bu çalışmanın ana kaynağını Tatar yazarı İldar Yüziyev’in beş cilt hâlinde yayımlanan Saylanma Eserler “Seçilmiş Eserleri” oluşturmaktadır. Söz konusu beş ciltlik eserin dördüncü cildinde 189. sayfaya kadar yer alan şiirler çalışmanın ana malzemesini oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra üçüncü ciltte yer alan ve İldar Yüziyev’in edebî hayatında önemli bir yere sahip olan Tañış Moñnar “Tanıdık Ezgiler” adlı uzun şiiri de araştırma malzemesinin kapsamına dahil edilmiştir. Çalışmamız Giriş, Dil İncelemesi, Metin (Transkripsiyon ve Türkiye Türkçesine Çeviri), Dizin, Özel Adlar Dizini, Sonuç ve Kaynakça bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde İldar Yüziyev’in biyografisine yer verilmiş ve onun yazın hayatı boyunca yaptığı çalışmalar dikkatli bir şekilde incelenmiştir. Aynı zamanda şiirlerinin üzerinde değerlendirmeler yapılmış ve şiirlerinde adı geçen Tatar entelektüel çevresini oluşturan şahsiyetlerin biyografilerine de yer verilmiştir. Dil incelemesi bölümünde, ele aldığımız şiirler yapım ve çekim morfolojisi alt başlıkları çerçevesinde incelenmiştir. Ek olarak şiir ve poemalar söz dizimsel açıdan da ele alınarak bu bölüm tamamlanmıştır. Metin bölümü kendi içerisinde iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda Tatar Türkçesiyle yazılmış şiir ve poemalar, Kiril alfabesinden Türkiye Türkçesinin Latin esaslı bilimsel transkripsiyon alfabesi kullanılarak transkribe edilmiştir. İkinci kısımda ise şiir ve poemaların Tatar Türkçesinden Türkiye Türkçesine çevirisi gerçekleştirilmiştir. Dizin bölümü, transkripsiyon metni üzerinden yola çıkılarak hazırlanan veriler kullanılarak TürkSözDiz 4.4 dizin programı aracılığıyla hazırlanmıştır. Devamında dizin programıyla elde edilen veriler üzerinde düzenlemeler yapılmış ve madde başı olarak geçen her kelimenin Türkiye Türkçesinde karşılığı, M. Öner’in Kazan-Tatar Türkçesi Sözlüğü (2025) esas alınarak verilmiştir. Özel adlar dizini bölümünde İldar Yüziyev’in şiirlerinde geçen antroponimler, toponimler, hidronimler ve etnonimler yer almaktadır. Bu bölümün hazırlanmasının temel nedenlerinden biri, şiir ve poemalarda yoğun bir şekilde özel adların kullanılmasıdır. Ayrıca araştırmacıların ilerideki araştırmaları için arama kolaylığı sağlamak ve bir yol haritası oluşturmaktır. Sonuç bölümünde tüm çalışmanın genel değerlendirilmesine yer verilmiş ve tezde ulaşılan sonuçlar bütünleşik bir şekilde sunulmuştur. Kaynakça bölümünde ise araştırma esnasında başvurulan akademik, bilimsel-popüler, ansiklopedik, leksikografik ve edebî eserlerin listesi, basılı ve internet kaynakları şeklinde sunulmuştur.
Anthropocene geotragedy in the path From Culture of Fear towards Deleuze and Guattari's New World: Fear and awakening
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Güçlü, Mert; Atilla Mat, Aylin
This doctoral dissertation proposes the concept of "geotragedy" so as to identify and theorise a distinctive tragic mode emerging in contemporary British theatre, one that may be read as a dramaturgical response to the conditions of ecological crisis and to the culture of fear that characterises the present moment. The central argument is that, under the conditions of the Anthropocene where human action is increasingly entangled with Earth-system processes and more-than-human forces, the classical understanding of tragedy undergoes a structural reorganisation, and that grasping this reorganisation requires a theatre-specific conceptual vocabulary that the existing categories of eco-theatre, climate-change drama, and political theatre do not fully provide. The study draws on an interdisciplinary theoretical framework that integrates Deleuze and Guattari's geophilosophy and rhizome, Bauman's account of liquid modernity, Füredi's analysis of the culture of fear, Braidotti's posthuman subject, Moore's Capitalocene, Nixon's slow violence, Morton's hyperobjects, and Žižek's Lacanian framework. This framework is then applied to the analysis of four contemporary British plays: Lucy Kirkwood's The Children, Steve Waters' The Contingency Plan, Duncan Macmillan's Lungs, and Mike Bartlett's Earthquakes in London. These plays are selected to demonstrate how geotragedy operates across distinct dramaturgical scales, ranging from the intimate domestic setting to long historical durations, from intergenerational debt to urban catastrophe scenarios. The findings of the dissertation suggest that contemporary British theatre is performing a significant transition from plays organised around the culture of fear to a new tragic mode shaped by Anthropocene conditions. This new mode is defined by irreversibility, scale-mismatch, delayed consequence, and distributed agency, and it relocates the moral horizon of classical tragedy onto a planetary plane. As a result, the concept of geotragedy functions both as a critical instrument and as a new reading key for contemporary dramaturgy, contributing to the understanding of how British theatre is being reshaped under the ecological conditions of the twenty-first century.
Yapısalcı kuram bağlamında Batı Trakya geleneksel danslarının tür analizi
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Caner, Mert; Özbilgin, Mehmet Öcal
Halk oyunları, ait oldukları toplumların tarihsel deneyimlerini, kültürel belleklerini, estetik anlayışlarını ve sosyal yaşam pratiklerini yansıtan önemli kültürel göstergeler arasında yer almaktadır. Bu yönüyle halk oyunları, toplumların kültürel kimliklerini, değer sistemlerini ve yaşam biçimlerini kuşaktan kuşağa aktaran kültürel ifade biçimleridir. Araştırmanın gerçekleştirildiği Batı Trakya kültür çevresi incelendiğinde, tarihsel süreç içerisinde farklı toplulukların, kültürlerin ve medeniyetlerin etkileşimi sonucunda şekillenmiş çok katmanlı bir kültürel yapının varlığı dikkat çekmektedir. Söz konusu kültürel birikim; müzik, ritim, giyim-kuşam ve dans gelenekleri bakımından zengin bir çeşitlilik ortaya çıkarmış, bu durum halk oyunlarının yapısal özelliklerinde ve icra biçimlerinde belirgin farklılaşmaların oluşmasına zemin hazırlamıştır. “Yapısalcı Kuram Bağlamında Batı Trakya Geleneksel Danslarının Tür Analizi” başlıklı bu araştırmanın çalışma alanını Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illeri ile İstanbul iline bağlı Silivri ilçesi oluşturmaktadır. Araştırmanın sınırları belirlenirken geleneksel halk oyunları ile sahneleme amacıyla yeniden kurgulanan halk dansları arasındaki kuramsal ve uygulamalı farklılıklar dikkate alınmış; bu doğrultuda çalışma yalnızca doğal kültürel ortam içerisinde üretilen ve aktarılan geleneksel danslarla sınırlandırılmıştır. Türk halk oyunlarının zengin ve çok katmanlı tür yapısı içerisinde önemli bir konuma sahip olan Hora ve Karşılama türü dansların yapısal özellikleri ile türsel ve biçimsel niteliklerine odaklanan bu araştırmada, söz konusu dansların yapısal çözümlemelerinin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda elde edilen veriler, dansları oluşturan hareket sistemleri, müzikal örgütlenmeler ve ritmik yapılar arasındaki ilişkiler bağlamında değerlendirilmiş; hareket analizi ile yapısal analiz temelli sınıflandırma yöntemi esas alınarak Hora ve Karşılama dansları tür, alt tür, biçim ve alt biçim düzeylerinde sistematik olarak tanımlanmış ve sınıflandırılmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, dansların yapısal özelliklerinin yalnızca yöresel adlandırmalar veya coğrafi aidiyetler üzerinden değil, hareket, müzik ve ritim unsurları arasındaki bütüncül ilişkiler sistemi çerçevesinde de açıklanabileceği ortaya konulmuştur. Araştırmanın, halk oyunları alanında kültürel aktarım süreçlerini sürdüren uygulayıcılara, geleneksel dans unsurlarını sanatsal üretimlerinde kullanan koreograflara ve yönetmenlere, ayrıca alanda kuramsal ve uygulamalı çalışmalar yürüten araştırmacılara bilimsel bir başvuru kaynağı sunması hedeflenmektedir. Bununla birlikte çalışma, Batı Trakya geleneksel danslarına ilişkin kültürel verilerin sistematik biçimde belgelenmesine, korunmasına ve sürdürülebilirliğinin sağlanmasına katkıda bulunarak somut olmayan kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik bilimsel çalışmalara kuramsal ve yöntemsel bir zemin oluşturmaktadır. Bu yönüyle araştırma, yalnızca mevcut dans repertuvarının tanımlanmasına yönelik bir çalışma olmanın ötesinde, geleneksel dans kültürünün yeniden yorumlanması, anlaşılması ve gelecekte gerçekleştirilecek araştırmalara kaynaklık etmesi bakımından özgün bir bilimsel katkı sunmaktadır.




















