Ege Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Ege, Ege Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
Güney Cephesi’nde gayrinizami harp: Özdemir Bey’in suriye, Antep ve Irak’taki faaliyetleri (1919-1923)
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Güneş, Ali; Karakaş, Nuri
Günümüz global silahlı çatışmalar haritasına bakıldığında, en fazla ön plana çıkan harp türünün yeni nesil tezahürleriyle gayrinizami harp ve gayrinizami kuvvetlere karşı harekât olduğunu söylemek mümkündür. Esasen stratejik düşünce tarihinin de bize gösterdiği gibi gayrinizami harp doktrini, yeni bir şey değildir. Gayrinizami harbin tarihsel uygulamaları ve geçmiş tecrübelerinden çıkarılacak derslerden hem tarihçilerin hem de profesyonel askerî personelin azami ölçüde istifade etmesi büyük önem taşımaktadır. Bu bakımdan Ali Şefik Özdemir’in 1919-1923 yılları arasındaki faaliyetleri, Millî Mücadele’nin monolitik bir anlatıdan ziyade birbiriyle bağlantılı çok cepheli bir süreç olduğunun en açık kanıtıdır. Özdemir Bey, 4 yıllık bu süreçte, değişen stratejik önceliklere uyum sağlayarak önce Fransız işgaline, ardından İngiliz işgaline karşı gayrinizami harp prensiplerini ustalıkla uygulamıştır. Onun mücadelesi, düzenli ordunun doğrudan müdahale edemediği veya etmediği alanlarda, düşmanı yıpratmak, siyasi müzakerelerde karar alıcıların elini güçlendirmek ve nihayetinde ulusal sınırları mümkün olan en elverişli şartlarda çizmek için verilmiş bir mücadeledir. Fransız ve İngiliz arşivlerinin onun hakkındaki kaygı dolu raporları, bu mücadelenin ne derece etkili olduğunun tarafsız birer tanığıdır. Özdemir Bey, Millî Mücadele’nin sadece cephelerde değil; istihbarat, propaganda ve psikolojik harekât alanlarında da kazanıldığını gösteren kritik bir stratejist ve gayrinizami harp öncüsüdür. Bu çalışma, Millî Mücadele’nin Güney Cephesi’nde Fransız ve İngiliz işgal kuvvetlerine karşı ardışık ve stratejik olarak bağlantılı bir şekilde gayrinizami harp harekâtı yürüten Ali Şefik Özdemir’in (Özdemir Bey), 1919-1923 yılları arasındaki faaliyetlerini kapsamlı bir biçimde analiz etmektedir. Çalışma Özdemir Bey’in mücadelesini üç evreye ayırmaktadır: 1919-1920 yılları arasında Suriye’de Fransızlara karşı yerel direnişi örgütlemesi, 1920-1921 yıllarında Antep savunmasını yönetmesi ve Antep düştükten sonra Ankara Antlaşması’na kadar tekrar Suriye’de düşman gerisinde harekât yürütmesi, son olarak 1922-1923 yıllarında Musul Vilayeti’nde İngilizlere karşı gayrinizami faaliyetler icra etmesi.
Öğe
Kerimov Döneminde kimlik inşasında din ve diplomasinin kesişimi: Özbekistan’da İslam, milliyetçilik ve politik ekonomi
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Biçer, Ali Rıza; Özman, Hamit
Bu çalışma, İslam Kerimov döneminde Özbekistan’da kimliğin hangi siyasal mantıkla kurulduğunu ve bu sürecin hangi araçlar üzerinden sürdürüldüğünü açıklamayı amaçlamaktadır. Çalışma, kimliği sabit ve doğal bir aidiyet alanı olarak değil; devlet tarafından sınırları çizilen, işlevleri tanımlanan ve farklı politika alanlarına eklemlenen yönetilebilir bir yapı olarak ele almaktadır. Bu yaklaşım doğrultusunda din, milliyetçilik, dış politika ve ekonomik tercihler, birbirinden bağımsız alanlar olarak değil; aynı siyasal düzenin farklı yüzleri olarak analiz edilmiştir. Araştırma, nitel araştırma yaklaşımı (doküman analizi) çerçevesinde tasarlanmış betimleyici-analitik bir tek-vaka incelemesidir. Çalışmanın veri seti; ulusal ve uluslararası akademik literatür, sınırlı sayıda Özbekçe ve Rusça kaynak, ağırlıklı olarak İngilizce kaynaklar, resmi internet sitelerinde yer alan resmi belgeler, kurumsal raporlar ve tarihsel dokümanlardan oluşmaktadır. Elde edilen veriler, tarihsel bağlamlandırma, söylem ve çerçeve analizi teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bu doğrultuda din, milliyetçilik, diplomasi ve politik ekonomi arasındaki etkileşim bütüncül bir analitik çerçeve içerisinde incelenmiştir. Tezde ulaşılan temel bulgulardan biri, Kerimov döneminde dinin kamusal alanda tamamen bastırılmadığı; ancak siyasal ve toplumsal etkisi devlet tarafından sürekli denetim altında tutulan bir alan haline getirildiğidir. Din, bu çerçevede ne serbest bir toplumsal güç ne de yalnızca özel alanla sınırlı bir inanç pratiği olarak konumlandırılmış; devletin belirlediği sınırlar içinde tanımlanarak ulusal kimliğin kültürel ve ahlaki bir unsuru haline getirilmiştir. Bu durum, Özbekistan’daki laiklik anlayışının özgürlükten çok kontrol mantığıyla şekillendiğini göstermektedir. Milliyetçilik ise etnik çoğulculuğu genişleten bir söylemden ziyade, devlet egemenliği ve siyasal istikrar etrafında inşa edilen kapsayıcı fakat merkezi bir kimlik anlayışı olarak ortaya çıkmıştır. Bu anlayış, hem iç muhalefetin sınırlandırılmasında hem de ulusal birlik söyleminin güçlendirilmesinde işlevsel bir rol üstlenmiştir. Çalışma, kimlik inşasının dış politika ve güvenlik alanıyla doğrudan bağlantılı olduğunu da ortaya koymaktadır. Özellikle 11 Eylül sonrasında terörle mücadele söylemi, Özbekistan’ın uluslararası alandaki konumlanmasını belirleyen temel çerçevelerden biri haline gelmiş; bu süreçte din, dış politikada esnek bir meşruiyet aracı olarak kullanılmıştır. Böylece içerde denetlenen dini alan, dışarda istikrar ve güvenilirlik imajının bir parçası haline gelmiştir. Tezin önemli katkılarından biri de ekonomik politikaların kimlik inşasıyla kurduğu ilişkiyi görünür kılmasıdır. Kerimov döneminde uygulanan devlet merkezli ekonomik model, milliyetçilik ve ahlaki fedakarlık söylemleriyle meşrulaştırılmış; din ise bu sürecin ideolojik değil, toplumsal kabule yönelik tamamlayıcı bir unsuru olarak işlev görmüştür. Bu yapı, kısa vadede siyasal istikrar üretmiş; ancak uzun vadede ekonomik esnekliği ve dönüşüm kapasitesini sınırlandıran bir miras bırakmıştır. Sonuç olarak çalışma, Kerimov dönemi Özbekistan’ında kimliğin tek bir ideolojik alanla açıklanamayacağını; din, milliyetçilik, diplomasi ve ekonomik politikaların birlikte işlediği çok katmanlı bir yönetim pratiği olarak ele alınması gerektiğini göstermektedir. Bu yönüyle tez, Sovyet sonrası otoriter rejimlerde kimlik siyasetinin işleyişini anlamaya yönelik analitik bir katkı sunmaktadır.
Öğe
Sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda bankacılık ve dijitalleşme
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Akpınar, Alper; Huyugüzel Kışla, Gül Şerife
Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılmasında finansal sistemin dönüşümü ve dijital teknolojilerin yaygınlaşması kritik bir rol oynamaktadır. Bu çalışma, bankacılık ve dijitalleşmenin sürdürülebilir kalkınma hedefleri üzerindeki etkilerini teorik ve ampirik açıdan incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, sürdürülebilir kalkınma hedefleri, bankacılık ve dijitalleşme güncel gelişmeler doğrultusunda değerlendirilmektedir. Ampirik analiz bölümünde ise insana yakışır iş ve ekonomik büyüme ile iklim eylemi hedefleri çerçevesinde ekonometrik analizler gerçekleştirilmiştir. Bankacılığın ekonomik büyüme üzerindeki etkisi finansal aracılık teorisi temelinde ele alınırken, dijitalleşmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi içsel büyüme teorisi temelinde ele alınmaktadır. Bunun yanı sıra, sermaye, girişimcilik ve nüfus artış oranı kontrol değişkenleri olarak kullanılmaktadır. Benzer şekilde, Bankacılığın hava kirliliği üzerindeki etkisi yeşil finans – kirli endüstri finansmanı teorileri temelinde ele alınırken, dijitalleşmenin hava kirliliği üzerindeki çevresel Kuznets eğirisi hipotezi – Geri Tepme etkisi temelinde ele alınmaktadır. Bu model için kullanılan kontrol değişkenleri de sırasıyla yenilenebilir olmayan enerji üretimi, yenilenebilir enerji üretimi, doğal kaynak tükenmesi ve endüstriyel üretimdir. 2014-2021 yılları aralığında 94 ülkeyi kapsayan panel veri analizi için, Eş Zamanlı Kantil Regresyon (SQR) yöntemi ana model olarak kullanılırken destekleyici yöntem olarak da Araç Değişkenli İki Aşamalı En Küçük Kareler (IV-2SLS) kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, bankacılık ve dijitalleşmenin ekonomik büyümeyi pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilediğini ortaya koymaktadır. Sermayenin etkisi de, tüm kantillerde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı iken, girişimcilik ve nüfus artış oranı değişkenleri farklı kantillerde heterojen bir etki yaratmaktadır. Bankacılık ve dijitalleşmenin hava kirliliği üzerindeki etkilerini inceleyen modelin bulguları incelendiğinde, dijitalleşmenin hava kirliliğini pozitif yönde etkilediği ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülürken, bankacılık tüm kantillerde farklılaşan heterojen bir etki yaratmaktadır. Doğal kaynak tükenmesi de, tüm kantillerde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı etkiler sunarken, yenilenebilir enerji üretimi, yenilenebilir olmayan enerji ve endüstriyel üretim değişkenleri heterojen etkilere sahiptir. Elde edilen bulgular ışığında, bankacılık ve dijitalleşmenin hem ekonomik büyüme üzerindeki etkilerine yönelik, hem de hava kirliliği üzerindeki etkilerine yönelik politika önerileri sunularak literatüre katkı sunulmuştur. İlk olarak, dijitalleşmenin ve bankacılığın ekonomik büyüme üzerindeki etkilerine yönelik öneriler düşük, orta ve yüksek gelirli ülkelere göre ayrılmaktadır. Dijitalleşmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkilerine yönelik öneriler; (i) düşük gelirli ülkelerde altyapıların geliştirilmesi, (ii) orta gelirli ülkelerde dijitalleşmenin tüketim ve düşük verimli sektörlerden üretim ve yüksek verimli sektörlere kaydırılması ve (iii) yüksek gelirli ülkelerde dijitalleşmenin inovasyon kapasitesinin arttırılması şeklindedir. Bankacılığın ekonomik büyüme üzerindeki etkilerine yönelik öneriler ise; (i) düşük ve orta gelirli ülkelerde kısıtlı kaynakların doğru sektörlere aktarılması, (ii) düşük ve orta gelirli ülkelerde finansal kapsayıcılığın arttırılması, (iii) düşük ve orta gelirli ülkelerde finans sisteminin kurumsal yapısının güçlendirilmesi, (iv) düşük ve orta gelirli ülkelerde dış şoklara yönelik önlemlerin arttırılması, (v) orta gelirli ülkelerde finansal okur-yazarlığın arttırılması ve (vi) yüksek gelirli ülkelerde aşırı finansallaşmanın önlenerek finansal sistemin reel ekonomi ile bağının güçlendirilmesi şeklindedir. İkinci olarak, dijitalleşmenin ve bankacılığın çevre üzerindeki etkilerine yönelik öneriler sunulmaktadır. Dijitalleşmenin çevre üzerindeki etkilerine yönelik öneriler; (i) enerji yoğun tesislerde yenilenebilir enerji kullanılması ve (ii) çevresel sürdürülebilirliğin üretim ve tüketimin her aşamasında izlenmesi şeklindedir. Bankacılığın çevre üzerindeki etkilerine yönelik öneriler ise; (i) bankacılık sektörünün çevresel riskleri içselleştirmesi, (ii) kirleten öder ilkesinin yaygınlaştırılması ve (iii) bankacılık ve finans kuruluşlarının kredi verirken daha seçici davranması şeklindedir.
Öğe
Düyun-ı Umumiye’nin Batı Anadolu faaliyetleri: (1881-1914)
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Kılınç, Alperen; Pullukçuoğlu Yapucu, Olcay
Düyun-ı Umumiye’nin Batı Anadolu Faaliyetleri (1881-1914) adını taşıyan bu çalışmada bölge ve zaman sınırlamasına riayet edilerek, Düyun-ı Umumiye İdaresi’nin vergi toplama, denetim pratikleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte yabancı ortaklar girişimi olarak nitelendirebileceğimiz bu kurumun, yerli üreticiler, tüccarlar ve köylüler üzerindeki etkilerinin izi sürülmüştür. Bu çalışmada ağırlıklı olarak Osmanlı Arşivleri materyalleri kullanılmıştır. Tezin amacı en temelde bir küçük üretici hanesinde, Düyun-ı Umumiye İdaresi’nin var olduğu yıllardaki değişimi-dönüşümü ortaya çıkarabilmektir. Çalışmada Batı Anadolu’nun sahip olduğu ticari olanaklar, demiryolları, ticari tarım gibi kavramlar da incelenmiş olmakla birlikte bu incelemeler Düyun-ı Umumiye İdaresi ile alakalı olduğu ölçüde incelenmiştir. Batı Anadolu bölgesi Osmanlı İmparatorluğu için oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Batı Anadolu’nun bu önemi onun ticari potansiyeli ve iklimsel, mekânsal çerçevesi dolayısıyladır. Bu önem, Düyun-ı Umumiye İdaresi tarafından da aynen yansıtılmıştır. Örneğin, İmparatorluk topraklarını Müdüriyet ve Nezaret şeklinde bölen Düyun-ı Umumiye İdaresi, Batı Anadolu’nun potansiyelinin farkında olduğundan dolayı bu bölgeyi en geniş yönetim birimi olan Nezaret şeklinde idare etmiştir. Bölge en çok tütün tarımı ile bilinse de üzüm, incir gibi ürünlerin yanında tuz ve balıkçılık gibi konularda da Düyun-ı Umumiye İdaresi için önem taşımıştır. Bu çalışmada Düyun-ı Umumiye İdaresi’nin faaliyete geçtikten 1914 yılına kadar Batı Anadolu’da uyguladığı faaliyetler incelenmiştir. Bu çalışmada Düyun-ı Umumiye İdaresi’nin bir sömürge aparatı olup olmadığı da sorgulanmıştır. Bu çalışmanın önemi daha önce böyle bir çalışmanın hiç yapılmamış olmasından da kaynaklanmaktadır. Bu konu henüz literatürde gereken ilgiyi çekememiştir. Bunun bir getirisi olarak çalışma, temelde Osmanlı Arşivlerine dayanmıştır. Çalışmada, okuyucuya Düyun-ı Umumiye İdaresi’nin faaliyetleri aktarılırken, Osmanlı İmparatorluğu’nun mali egemenlik haklarına getirilen sınırlamalara da dikkat çekilmiştir.
Öğe
19. yüzyılda bilim ve coğrafya arasında: N. M. Przhevalsky’nin Orta Asya seyahatleri
(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Sagirova, Alsu; Akan, Mertcan
Bu tez, XIX. yüzyılın ikinci yarısında Orta Asya’da gerçekleştirdiği keşif seferleriyle tanınan Rus seyyahı, doğa bilimci ve askerî araştırmacı Nikolay Mihayloviç Przhevalsky’nin bilimsel faaliyetlerini, Orta Asya araştırmalarına yaptığı katkıları ve Rus İmparatorluğu’nun bölgesel politikaları içerisindeki yerini incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, Przhevalsky’nin bilimsel faaliyetlerini tarihsel bağlamı içerisinde değerlendirerek bilimsel bilgi üretimi ile imparatorluk politikaları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma, Przhevalsky’nin 1867-1885 yılları arasında gerçekleştirdiği keşif seferlerini kapsamaktadır. Çalışmada başta Przhevalsky’nin yayımlanmış eserleri olmak üzere konuya ilişkin yayımlanmış birincil kaynaklar ile Rusça, Türkçe ve Batı literatüründeki çalışmalar incelenmiştir. Araştırmada tarihsel araştırma yöntemi esas alınmış; yayımlanmış birincil kaynaklar ve konuya ilişkin ikincil literatür sistematik biçimde değerlendirilmiş, elde edilen veriler tarihsel bağlam içerisinde yorumlanmıştır. Araştırma bulguları, Przhevalsky’nin Orta Asya’nın coğrafyası, iklimi, flora ve faunası hakkında elde ettiği verilerle XIX. yüzyıl bilim dünyasına önemli katkılar sağladığını göstermektedir. Gerçekleştirdiği gözlemler, hazırladığı haritalar ve topladığı zoolojik ile botanik koleksiyonlar, bölgenin bilimsel olarak tanınmasına önemli katkı sağlamıştır. Bununla birlikte keşif seferlerinin yalnızca bilimsel amaçlarla sınırlı olmadığı; Rus İmparatorluğu’nun Orta Asya’ya yönelik siyasi, askerî ve stratejik hedefleriyle de yakından ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, bilimsel bilgi üretimi ile imparatorluk politikaları arasındaki ilişkinin Przhevalsky örneğinde açık biçimde izlenebildiğini göstermektedir. Çalışmada ayrıca Przhevalsky’nin Sovyet dönemi ve çağdaş tarih yazımındaki yeri incelenmiştir. Sovyet döneminde büyük ölçüde öncü bir bilim insanı ve kâşif olarak sunulan Przhevalsky, çağdaş tarih yazımında daha eleştirel yaklaşımlarla değerlendirilmekte; faaliyetleri bilimsel başarılarının yanı sıra emperyal yayılma, bilgi üretimi ve sömürgecilik tartışmaları çerçevesinde de ele alınmaktadır. Bununla birlikte, Orta Asya’nın bilimsel olarak araştırılmasına yaptığı katkılar konusunda literatürde genel bir görüş birliği bulunmaktadır. Sonuç olarak çalışma, Przhevalsky’nin bilimsel faaliyetleri ile Rus İmparatorluğu’nun Orta Asya politikaları arasındaki ilişkiyi tarihsel bağlam içerisinde bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmekte ve Türkçe literatürde sınırlı düzeyde incelenmiş bu konuya katkı sunmayı amaçlamaktadır. Bu yönüyle çalışma, XIX. yüzyılda bilimsel keşifler ile imparatorluk politikaları arasındaki ilişkinin Orta Asya örneğinde daha iyi anlaşılmasına katkı sunmaktadır.