Türk kültüründe tabu ve kaçınmalar üzerine karşılaştırmalı bir inceleme

Küçük Resim Yok

Tarih

2026

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Bu çalışma, tabu ve kaçınma olgusunu Türk kültürü bağlamında dinler tarihi, antropoloji ve sosyoloji alanlarının kesiştiği bir noktadan incelemektedir. Öncelikle tabu kavramının tarihsel kökenleri ile animizm, mana, büyü ve totemizm gibi tabu ile yakından ilişkili kavramlar ele alınmış, klasik evrimci yaklaşımlar ve bu yaklaşımlara yöneltilen eleştiriler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Tabu ilk bakışta yalnızca yasak anlamına gelmekte olsa da gerek sahip olduğu farklı anlamlar gerekse dinî ve toplumsal hayat içinde yerine getirdiği işlevler bakımından çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Çalışmanın ikinci bölümünde tabunun doğa dinleri ile semavi dinlerdeki yeri, mülkiyet, iktidar ve ahlak ile olan ilişkileri üzerinde durulmuştur. Tabu, yalnızca “ilkel” toplumlara ait ve zamanla ortadan kalkmış bir inanç kalıntısı değildir. Gerek dinî sembolizmin meydana gelmesi gerekse toplumsal düzenin korunması bakımından önemli bir unsurdur. Bu nedenle tabu bir taraftan kutsal olanın sınırlarını belirlerken diğer taraftan toplum içinde bulunan ilişkilerin, kuralların ve davranışların düzenlenmesini sağlamaktadır. Üçüncü bölümde tabu ve kaçınmalar, Claude Lévi-Strauss’un yapısalcı yaklaşımından hareketle kutsal/profan, temiz/kirli, iç/dış ve doğa/kültür gibi karşıtlıklar üzerinden analiz edilmiş, bu yasakların sahip olduğu mantıksal düzen ve insan zihninin evrensel yapıları ile olan ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak Türk kültürüne ait yazılı kaynaklardan elde edilen tabu ve kaçınmalar kişiler, mekân ve zaman ile doğa ve avcılık olmak üzere üç temel başlık altında sınıflandırılmıştır. Kişiler başlığı altında toplumdan belirli bir süre tecrit edilen kişiler, mekân ve zaman başlığı altında kutsal ya da uğursuz kabul edilen mekân ve zamanlar, doğa ve avcılık başlığı altında ise insanın doğa ve hayvanlarla kurduğu ilişkiler ele alınmıştır. Bu sınıflandırmaya baktığımızda tabuların özellikle kutsal ile profan, düzen ile kaos, içerisi ile dışarısı gibi alanların kesiştiği noktalarda yoğunlaştığını görüyoruz. Aynı zamanda toplumsal statüler ve kategorisel yapılar arasında meydana gelen geçişleri düzenleyerek gerek bireysel gerekse toplumsal hayatın devamını sağlamaktadır. Bu çalışma, Lévi-Strauss’un “somutun bilimi” olarak tanımladığı yaban düşünce kavramından hareketle Türk toplumunda bulunan tabu ve kaçınmaların “ilkel” ya da geçmişten kalmış anlamsız davranışlar olmadığını, insan zihninde bulunan evrensel yapıların yerel ve kültürel unsurlar aracılığıyla dünyayı anlamlandırma çabasının bir sonucu olduğunu ileri sürmektedir. Bu bilgiler ışığında Türk kültürüne ait farklı kaynaklarda bulunan tabu ve kaçınma örneklerinin yapısalcı bir yaklaşım içinde bir araya getirilerek değerlendirilmesi çalışmanın temel amacıdır.

This study examines the phenomena of taboo and avoidance in the context of Turkish culture from an interdisciplinary perspective situated at the intersection of the history of religions, anthropology, and sociology. It first discusses the historical origins of the concept of taboo and its relationship with such concepts as animism, mana, magic, and totemism in the light of classical evolutionary theories and the criticisms directed at these theories. In this respect, taboo is considered not merely as a prohibition in its narrow sense but as a multilayered cultural structure possessing various religious, social, and symbolic meanings and functions. The second part of the study addresses the position of taboo in “Nature Religions” and “Abrahamic Religions”, together with its relationships with property, power, and morality. Although taboo has frequently been regarded as a remnant peculiar to so-called “primitive” societies, it constitutes an important mechanism through which religious symbolism and social order are simultaneously formed and maintained. Taboo, on the one hand, determines the boundaries of the sacred and, on the other hand, contributes to the regulation of social relationships, rules, and practices. In the third part, taboo and avoidance practices are analysed through Claude Lévi-Strauss’s structuralist approach and the binary oppositions of sacred/profane, clean/unclean, inside/outside, and nature/culture. This analysis demonstrates that taboos are not arbitrary or unrelated prohibitions but are organised within a particular cultural and logical system connected with universal structures of the human mind. The examples compiled from written sources concerning Turkish culture are classified under three main categories: persons, space and time, and nature and hunting. The findings indicate that taboos are particularly concentrated at the points where categories such as the sacred and the profane, order and chaos, and inside and outside intersect. They also regulate transitions between social statuses and cultural categories, thereby contributing to the continuity of both individual and collective life. Drawing on Lévi-Strauss’s conception of “the science of the concrete,” this study argues that taboo and avoidance practices in Turkish society should not be regarded as primitive or residual forms of behaviour. Rather, they are local cultural expressions of the universal structures through which the human mind classifies and interprets the world. Accordingly, the study aims to provide an integrated structuralist analysis of taboo and avoidance practices found in various written sources relating to Turkish culture.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Tabu, kaçınma, Türk kültürü, dinler tarihi, yapısalcılık, Claude Lévi-Strauss., Taboo, avoidance, Turkish culture, history of religions, structuralism

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye