Mallory-Weiss yırtığı: 10 yıllık retrospektif değerlendirme
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Giriş: Mallory-Weiss Yırtığı üst gastrointestinal kanama nedenleri içerisinde nadir olmayarak görülen bir patolojidir; tanım olarak gastroözofageal bileşke bölgesinde gelişen mukozal laserasyonlardır. Ülkemizde Mallory-Weiss Yırtığı ile ilgili olarak yeterli çalışma bulunmamaktadır. Buradan yola çıkarak; gastroenteroloji kliniğimize başvuran Mallory- Weiss Yırtığı tanısı almış olguların üst gastrointestinal sistem kanamaları içerisindeki sıklığını belirlemek, bunların genel karakteristik özelliklerini değerlendirmek ve prognozda belirleyici olabilecek risk faktörlerinin varlığını araştırmak amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Hastalar ve Yöntem Çalışmaya 2001-2010 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Gastroenteroloji Servisi’nde üst gastrointestinal sistem kanaması nedeniyle yatırılan 2009 hasta içerisinden Mallory-Weiss Yırtığı tanısı almış endoskopik olarak da teyit edilmiş 47 hasta seçilmiştir. 2 hasta dosyalarına ulaşılamadığından değerlendirmeye alınamamış, çalışmaya 45 hasta dahil edilmiştir. Hastalar; cinsiyet, yas, Mallory-Weiss’e yol açacak nedenler açısından öğürtü-kusmanın varlığı, NSAI ve antikoagulan, alkol, sigara kullanımı, kronik hastalık varlığı; sistolik/diyastolik kan basıncı, nabzı, hastaneye başvuru anındaki hemoglobin, hematokrit, lökosit, trombosit ve protrombin zamanı değerleri; hematemez ve/veya melena varlığı tek tek dosyalar incelenerek kayıt edilmiştir. 45 hasta içerisinden ancak 36 tanesinde endoskopi raporlarına ulaşılabilmiş ve lezyonun yeri, boyu, adedi; ek endoskopik bulgu, hiatal herni, aktif kanama, görünen damar varlığı raporlar incelenerek kayıt edilmiştir. Ayrıca tedavide ne yapıldığı, transfüzyon almış mı, almışsa kaç ünite aldığı ve ne kadar süreyle yoğun bakımda izlendiği, cerrahiye sevk edilip edilmedikleri de yine kayıt edilmiştir. Sonuç ve Tartışma 1. Mallory – Weiss Yırtığı bizim çalışmamızda üst gastrointestinal kanamalarının %2.3’ünü oluşturmuştur. Ayrıca erkek/kadın oranı literatüre göre daha düşük bulunmuştur. Bu iki parametrede ülkemizdeki düşük alkol kullanımı ile ilişkilendirilebilir. Nitekim etiyolojide alkol yine literatüre göre daha düşük oranda saptanmıştır. 2. Öncesinde kusma olmadan hematemezle başvuran ve endoskopide Mallory-Weiss Yırtığı saptanan hastalarda öyküde özellikle hemen hepsinin NSAI ilaç kullandığı görülmüştür. Buradan hareketle NSAI kullanımının da Mallory-Weiss Yırtığı gelişmesinde sebep olmasa da kolaylaştırıcı faktör olduğu söylenebilir. 3. Çalışmamızda hemostaz bozukluğu olan hastalarda olmayanlara göre kan transfüzyonu gereksinimi daha fazla olmuştur ancak iki grup arasında verilen kan miktarı açısından anlamlı farklılık bulunmamıştır. 4. Literatüre göre; bizim hastalarımızda melena görülme oranı daha fazladır. 5. Hiatus hernisi görülme oranı literatüre göre çalışmamızda daha az saptanmıştır. 6. Yatış süresini arttıracak olası hiçbir risk faktörü istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. 7. Gerek lezyonların endoskopik yeriyle, gerekse endoskopik tedavi metotlarıyla; kan transfüzyonu gereksinimi, miktarı ve yatış süreleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. 8. Hastalarımızın hiçbirinde mortalite gözlenmemiştir. Kliniğimize kabul edilen hiçbir olguda cerrahi girişim gerekmemiştir.












