Liminal identities: A psychoanalytic approach to selected Asian-American novels

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

2021

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

As the United States is the first country in the world with the most ethnic diversity, the coexistence of societies with different cultural and racial structures has been an important problem that must be overcome both individually and socially throughout the historical process. The basic element that gave America this ethnic diversity originated with the international immigration movement, and for all immigrants, America became a foreign country. In this context, given the historical immigration processes of Asian-Americans, the trauma they experience in the new world order is reflected in the conflict between people’s ethnicity and nationality, their self-perception, behavior, family relationships, and the environment in which they live. In order not to break away from their ties and to protect their cultural heritage, activities transmitted by first-generation immigrants can have a positive impact on second-generation immigrants, as well as these activities can eventually turn into hatred and alienation, rejecting by second-generation individuals and seeking a new identity. Based on this, the concept of migration, which is also a critical phenomenon today in terms of Asian-Americans being the fastest growing population in America, and interpreting the effects of trauma on individuals through psychoanalysis demonstrates the importance of this thesis in the literature. The main purpose of this thesis is to analyze the impact of the trauma that Asian-Americans have experienced since the date of immigration on selected literary works and to indicate that the reasons for differences in the identity formation of characters in these works can be interpreted through selected psychoanalytic theories. Since psychoanalysis positions, the symptom on the plane of a dialectical relationship between the subject and the body on the one hand and the subject and the other, the literary works in this thesis are studied as the perceptible expression and manifestation of trauma as a result of repression. Due to the phenomenon of migration from their history to the present, the hyphenated identities that individuals have still continued their struggle today, and this struggle is presented to society through literary works. For this reason, the subject of this study is essential both in the current sense and in terms of understanding and interpreting the struggle of these cultures in the future. For this reason, in this thesis, the literary works of Maxine Hong Kingston’s Woman Warrior: Memoirs of a Girlhood Among Ghosts (1976), John Okada’s No-No Boy (1957), Chang-Rae Lee’s Native Speaker (1995), and Monique Truong’s Bitter in the Mouth (2010) are examined in the context of psychoanalysis applying the psychoanalytic theories of Sigmund Freud, Otto Rank, and Julia Kristeva.

Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya üzerinde etnik çeşitliliği en fazla olan ilk ülke olması bakımından, farklı kültür ve ırk yapılarına sahip toplumların bir arada yaşaması tarihsel süreç boyunca gerek bireysel açıdan gerekse toplumsal açıdan üstesinden gelinmesi gereken önemli bir sorun olmuştur. Amerika’ya bu etnik çeşitliliği veren temel unsur, uluslararası göç hareketi ile ortaya çıkmış ve bütün göçmenler için Amerika, yabancı bir ülke olmuştur. Bu bağlamda, Asyalı-Amerikalıların tarihsel göç süreçleri göz önüne alındığında, yeni bir dünya düzeni içerisinde yaşadıkları travma, kişilerin etnik kökenleriyle uyruğu arasındaki çatışmaya, benlik algılarına, davranışlarına, aile ilişkilerine ve yaşadığı çevreye de yansımaktadır. Bağlarından kopmamak ve kültürel miraslarını korumak adına birinci kuşak göçmenler tarafından aktarılan etkinliklerin, ikinci kuşak göçmenler üzerinde olumlu etkileri olabileceği gibi, bu faaliyetler zamanla nefrete ve yabancılaşmaya dönüşebilmekte, ikinci kuşak bireyler tarafından reddedilerek yeni kimlik arayışına girişilmektedir. Buna dayanarak, Asyalı-Amerikalıların Amerika’da en hızlı artan nüfus olması bakımından, günümüzde de önemli bir olgu olan göç kavramı ve bunun getirisi olan travmanın bireyler üzerindeki etkilerinin psikanaliz aracılığıyla yorumlanması bu araştırmanın literatürdeki önemini ortaya koymaktadır. Bu tezin temel amacı, Asyalı-Amerikalıların Amerika’ya göçünden bu yana yaşamış oldukları travmanın seçili edebi eserlerdeki etkisini analiz etmek ve bu eserlerdeki karakterlerin kimlik oluşumundaki farklılıkların nedenlerinin seçilen psikanalitik teoriler aracılığıyla yorumlamaktır. Psikanaliz, semptomu bir yandan özne ile bedeni, diğer yandan da özne ile öteki arasında gelişen ikili bir diyalektik ilişkisi düzleminde konumlandırdığından, bu çalışmadaki eserler ruhsal bastırma sonucu bir travmanın algılanabilir görüngüsü, dışavurumu olarak incelenmiştir. Tarihlerinden günümüze göç olgusu sebebiyle Asyalı-Amerikalı’ların sahip olduğu tireli kimlikler, günümüzde de hala mücadelesini sürdürmekte ve bu mücadele de edebi eserler aracılığıyla topluma sunulmaktadır. Bu sebeple, bu çalışmanın konusu hem güncel anlamda hem de gelecekte bu kültürlerin mücadelesini anlayıp yorumlamak açısından önemli olmaktadır. Bu araştırmada, Çinli-Amerikalı yazar Maxine Hong Kingston’nın Kadın Savaşçı: Hayaletler Arasındaki Bir Kızın Anıları (1976), Japon-Amerikalı yazar John Okada’nın No-No Boy (1957), Koreli-Amerikalı yazar Chang-Rae Lee’nin Yerli Konuşmacı (1995) ve Vietnamlı-Amerikalı yazar Monique Truong’un Dilimdeki Acı (2010) adlı eserleri psikanaliz bağlamında Sigmund Freud, Otto Rank ve Julia Kristeva’nın psikanalitik teorileri kullanılarak incelenmiştir.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Psychoanalysis, Immigration, Trauma, Ethnic Identity, Psikanaliz, Göç, Travma, Etnik Kimlik

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye