African-American women’s psalms of deliverance: Race, liberty, and gender in Black Christian poetry
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
As a result of the English Reformation, English Protestants, dissatisfied with the "via media" (middle way) identity the Church of England had fashioned for itself, participated in the British colonization of North America. With this migration, it became clear that the character of the future United States would be fundamentally shaped by religious ideas. In particular, the hierarchical worldview generated by the characteristic dualism of Calvinism lent a religious identity to slavery as the institution became entrenched in the colonies. Emerging from this dualism, White and Black Christianities (Brown Douglas 73, 95) functioned as inherently politicalreligious movements due to the environment in which they developed. These politicized religious movements also influenced the cultural heritage of their respective societies, manifesting themselves in their music, visual arts, and literary narratives. Accordingly, this study aims to examine the religious, historical, and literary legacies of America's inherently dichotomous society through an integrated approach. Grounded theologically in the works of James H. Cone, Delores S. Williams, and Kelly Brown Douglas, this thesis analyzes the poetry of Phillis Wheatley, Frances E. W. Harper, and Pauli Murray to investigate how these writers carved out space for a liberating understanding of religion within their respective literary worlds.
İngiliz Reformasyonu sonucunda İngiltere Kilisesi’nin kendisi için yarattığı via media (orta yol) kimliğinden memnun olmayan İngiliz Protestanlarının Kuzey Amerika’daki İngiliz kolonileşmesine katılmalarıyla birlikte, gelecekteki Amerika Birleşik Devletleri’nin karakterinin dini fikirler tarafından şekillendirileceği belli olmuştur. Özellikle Kalvinizme özgü dualizmin yarattığı hiyerarşik dünya bakışı, köleliğin kolonilerde kurumsallaşmasıyla birlikte bu kuruma dini bir kimlik kazandırmıştır. Bu düalizmden doğan beyaz ve siyah Hristiyanlıklar, oluştukları ortam gereği politik dinî hareketler olarak var olmuşlardır. Bu politize olmuş dini hareketler, içlerinden çıktıkları toplumların kültürel miraslarını da etkilemiş; müziklerinde, resimlerinde ve edebi anlatılarında kendilerini göstermişlerdir. Bu çalışmada da Amerika’nın ikilemler üzerinde yapılanmış toplumunun dinî, tarihî ve edebî miraslarının bir arada incelenmesi hedeflenmiştir. Teolojik olarak temelini James H. Cone, Delores S. Williams ve Kelly Brown Douglas’ın çalışmalarından alan bu tez, Phillis Wheatley, Frances E. W. Harper ve Pauli Murray’nin şiirlerini inceleyerek bu şairlerin kendi edebi dünyalarında özgürleştirici bir din anlayışına nasıl yer verdiklerini ele alır.












