Changing stories: Realism and postmodernism in Doris Lessing's novels

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

1995

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/closedAccess

Özet

Yirminci yüzyıl İngiliz Edebiyatına damgasını vurmuş kadın yazarlardan birisi olan Doris Lessing'in romanlarında yaşama ve sanata bakış açısıyla doğru orantılı olarak sürekli değişiklik gösteren gerçeklik anlayışının ele alındığı ve içeriğe bağlı olarak şekillenen roman anlatım ve biçim özelliklerinin tartışıldığı bu doktora tez çalışmamızda öncelikle Doris Lessing'in roman sanatının oluşmasında belirleyici olan gerçekçi gelenekten postmoderne doğru İngiliz Romanının yirminci yüzyıldaki gelişim çizgisi izlenmiş, daha sonra da, dönemin bu değişen roman anlayışının yansımaları Doris Lessing'in The Grass is Singing, Martha Quest, The Golden Notebook, The Four Gated City, Shikasta ve The Diaries of Jane Somers gibi başlıca romanlarında incelenmiştir. 1919 yılında İran'da doğan Doris Lessing çocukluk ve gençlik yıllarını güney Rodezya'da geçirmiş, 1949 yılında ise İngiltere'ye yerleşmiştir. Yazma denemelerine on dört yaşında başlayan Doris Lessing ilk romanı olan The Grass is Singing'i 1950 yılında yayınlamıştır. Roman türünün yanı sıra öykü, oyun, şiir ve deneme gibi türlerde de ürün vermiş olan Doris Lessing halen Londra'da yaşamaktadır. Doris Lessing'in romanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde yazarın The Grass is Singing gibi erken dönem romanlarında toplumsal gerçekçilik kaygısının ön plana çıktığı, ancak Children of Violence serisi ile birlikte yazarın romanlarında otobiyografik bir yaklaşımla kişisel deneyimlerine ağırlık verdiği ve bu eğilimlerin 1962'de yayınlanan The Golden Notebook adlı romanında tarihsel bir varlık olarak Doris Lessing'in kimliğinin araştırılmasından ziyade yazarın sanatçı kimliğinin sorgulandığı görülmektedir. Doğrusal bir gelişim çizgisi izleyen 19. yüzyıl Gerçekçi romanının aksine nesnel olmayan bir gerçekçiliği yansıtan, fantastik öğelerle süslü postmodern anlayışın ürünü meta-kurgu türüne örnek olabilecek The Golden Notebook adlı bu romanda Doris Lessing karşımıza biçimsel anlayış içerisine girmiş bir yazar kimliği ile çıkmaktadır. Re: Colonised Planet 5, Shikasta (1979), The Mariages Between Zones Three, Four, and five (1980), The Sirian Experiments (1981), The Making of the Representative for Planet 8 (1982) ve The Sentimental agents (1983) adlı romanlarından oluşan Canopus in Argos: Archives dizisiyle bilimkurgu türünde de roman sanatındaki denemelerini sürdüren Doris Lessing, biçimin içeriğin gereksinimlerine yanıt vermek amacıyla kendiliğinden şekillendiğini söyleyerek Henry James'in Roman Sanatı adlı denemesinde ileri sürdüğü biçimle içeriğin ayrılmaz beraberliği ilkesiyle açıklanabilecek bir sanat anlayışı doğrultusunda gelecekçi bir yaklaşımla evrenseli aradığı bu utopik romanlar dizisinde modern toplumun baskıcı ve yozlaşmış düzensizliğine eleştirel bir açıdan yaklaşmaktadır. Bu doktora tez çalışmasının birinci bölümünde Doris Lessing'in yaşamı ve yazar kimliği ile birlikte romanları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise öncelikle ürün verdiği 1950'den günümüze kadar süren çizgide sanatçının ilk romanlarına temel oluşturan 19.yüzyıl gerçekçi roman anlayışıyla, daha sonraki dönem romanlarının çerçevesini şekillendiren Postmodern akımın kısa bir tarihçesi verilmiştir. Düzen ve nesnellik gibi kavramların yerini karmaşa ve öznelliğe bıraktığı günümüz postmodern yazınında, yazarın oluşturduğu kurgusal dünya da ideal ve mutlak anlam kaygılarından sıyrılmış, farklı kontekslerde farklı anlam yüklerini okuyucuya çağrıştıran birer kodlar sistemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünü toplumsal gerçeklik olgusunun şekillendirdiği The Grass is Singing ile psikolojik gerçeklik olgusu etrafında odaklanan Martha Quest adlı erken dönem romanları oluşturmaktadır. Söz konusu ilk romanda yazar Afrika'daki sömürgeci İngiliz emperyalist tutumunu eleştirmekte, Rodezya'daki beyaz toplumun siyah toplum üzerindeki ırkçı şiddet uygulamalarını ele almaktadır. Bildungsroman (Gelişim Romanı) türüne örnek olarak gösterilen Martha Quest ise aynı adlı kadın kahramanın yaşadığı kimlik sorunlarını gerçekçi bir yaklaşımla irdelemektedir. Dördüncü bölümde ise savaş sonrası dönemin içinde bulunduğu çıkmazların bireyler üzerindeki olumsuz etkilerinin tartışıldığı ve yapıtın son bölümünde Lessing'in bilim-kurgu romanlarına bir hazırlık yapıldığı The Four-Gated City romanıyla, Anna Wulf adlı karakterin yazarlık deneyiminin ve kişisel ilişkilerinin aşk, evlilik, delilik ve özgürlük gibi temalar çerçevesinde farklı güncelerde ele alındığı ve tüm bu parçaların Free Woman adlı gelenekçi roman anlayışına uygun bir çerçevede anlam kazandığı The Golden Notebook adlı roman Lessing'in deneysel özellikler taşıyan postmodern türdeki yapıtlarının en çağrıcı örneği olarak ele alınmaktadır. Bu bağlamda deneysel özellikleriyle The Golden Notebook romanı meta-kurgu türüne iyi bir örnek oluşturmaktadır. Yüzeysel anlamda kadın erkek arasındaki ilişkiyi ele alan ve modern toplumun siyasi karmaşa, bireyler arası ilişkiyi ele alan ve modern toplumun siyasi karmaşa, bireyler arası ilişkiler ve birey toplum çatışması gibi açmazlarını yansıtan bu yapıt, aslında kabaca okuyucunun ilgisinin romanın içeriğinden ziyade oluşma sürecine çekilerek, gelenekçi temelde anlam ve sonuçlandırma (closure) beklentilerinin karşılandığı, gerçek ve fantezi arasındaki belirsiz çizginin sürekli aşılarak, her iki kavramın da sorgulandığı bir yaklaşım olarak tanımlanabilecek meta-kurgu türü bir romanın başlıca özelliklerini sergilemektedir. Çalışmanın beşinci bölümünde ise yazarın son dönem romanlarında denediği, diğer yapıtlarıyla karşılaştırıldığında "ucuz roman"(pulp fiction) olarak nitelendirilen, bilim-kurgu türüne örnek olan Canopus in argos:Archives serisinin ilk romanı olması nedeniyle serinin diğer romanlarına bir temel oluşturan Shikasta adlı roman irdelenmekte ve aslında Lessing'in ilk yapıtlarında yer alan eleştirel bakış açısının bu kez utopik ve gelenekçi bir kimliğe büründüğü gözlenmektedir. Altıncı ve son bölümde ise yazarın farklı biçimsel denemelerinden sonra tekrar başladığı yere yani 19.yüzyıl gerçekçiliğinin insani değerleri ön plana çıkaran türdeki bir gerçekçiliğe dönüşünün en güzel örneklerinden birisi olan The Diaries of Jane Somers romanı ele alınmaktadır.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Anahtar kelime mevcut olmadığı için bu alan boş bırakılmıştır.

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye