Calendulae flos droğunun fitoterapi açısından değerlendirilmesi
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Calendula officinalis, sarı-turuncu çiçekleri olan Asteraceae familyasına ait bir bitkidir. C. officinalis, Avrupa'da doğal olarak yayılış gösterir, Türkiye'de park ve bahçelerde dekoratif amaçlı olarak yetiştirilir. Ülkemizde halk arasında çiçekli dalları dahilen kabızlık durumlarında, haricen yara iyi edici olarak kullanılmakta, tohumları da idrar arttırıcı olarak kullanılmaktadır. Ana etkili bileşenleri triterpen saponozitler ve triterpenik esterlerdir. Bunlara ek olarak flavonoit, karotenoit ve seskiterpenik bileşikler de bulunmaktadır. Klinik çalışmalarla desteklenen yara iyileştirici, analjezik, antioksidan ve antikandidal etkilerinin yanı sıra spazmolitik, antiülser, antienflamatuvar, antimikrobiyal, antiviral, antitümör, hepatoprotektif, hipolipitemik, antitirozinaz, antiödematöz, anti-HIV ve antigenotoksik etkileri de vardır. Bitkiyle ilgili toksik etki bildirilmemiştir; fakat sadece çok az kişi üzerinde kontakt dermatit oluşturduğu gözlenmiştir. Asteraceae familyasına alerjisi olanlarda kullanılmamalıdır. Bu çalışmada, aktarlardan alınan dört örnek ve İzmir ilinden toplanan Calendulae arvensis flos ve Calendulae arvensis herba örnekleri Avrupa Farmakope'sine göre incelenmiştir. Kurutmada kayıp, total kül ve HCl'de çözünmeyen kül miktarları hesaplanmıştır. Rutin, klorojenik asit ve kafeik asit standartlarıyla İnce Tabaka Kromatografisi yapılmış ve hiperozit üzerinden spektrofotometrik olarak flavonoit miktarı hesaplamıştır. Tüm örneklerde farmakopeye uygun kurutmada kayıp hesaplanmıştır. Total kül miktarı hesaplanan altı örnekten sadece iki tanesi istenilen değerlerde çıkmıştır. İnce Tabaka Kromatografisi'nde kullanılan standartlar ile örnekler karşılaştırıldığında, tüm örneklerde standartlara karşılık gelen noktalarda floresans lekeleri görülmüştür. Flavonoit miktarı her bir örnek için istenilen minimum değerin üstünde hesaplanmıştır. En yüksek miktar İzmir ilinde toplanan CA1 örneğinde olup en düşük flavonoit içeriği olan CO3 örneğinin yaklaşık olarak iki katı kadardır.
Calendula officinalis is a plant of the Asteraceae family with yellow-orange flowers. C. officinalis, naturally grown in Europe, is a plant grown for decorative purposes in gardens and parks in Turkey. In our country, the flowering branches are used internal to constipation, topically to wounds as well and the seeds are used as urine enhancer. The major active components are triterpene saponins and triterpenic esters. In addition, flavonoids, carotenoids and sesquiterpenic compounds are also present. There are wound healing, analgesic, antioxidant and anticandidal effects supported by clinical trials and also spasmolytic, antiulcer, anti-inflammatory, antimicrobial, antiviral, antitumor, hepatoprotective, hypolipitemic, antithyrosinase, antioedematous, anti-HIV and antigenotoxic effects. No toxic effects related to plant have been reported; but it has been observed that only very few people develop contact dermatitis. The plant should not be used in allergies to the Asteraceae family. In this study, four samples taken from herbalists and samples of Calendulae arvensis flos and Calendulae arvensis herb collected in Izmir were examined according to the European Pharmacopoeia. Loss on drying, total ash and ash insoluble in HCl were calculated. Thin Layer Chromatography was performed with routine, chlorogenic acid and caffeic acid standards and calculate spectrophotometrically the percentage content of flavonoids, expressed as hyperoside. In all samples, loss in dryness suitable for pharmacopoeia was calculated. Of the six samples for which the total amount of ash was calculated, only two samples were found in the values accepted in the pharmacopoeia. Comparing the standards used in Thin Layer Chromatography with the samples, fluorescence zone were observed at points corresponding to the standards in all samples. The amount of flavonoid was calculated above the minimum value required for each sample. The highest amount is the sample of CA1 collected in İzmir and it is approximately two times higher than the sample of CO3 which has the lowest flavonoid content.












