Kadınlarda üriner sistem enfeksiyonlarının sıklığı ve yinelenen atakların incelenmesi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
ÜSEʼler kadınlarda en sık görülen enfeksiyonlardan biridir. Bu enfeksiyonların karakteristik bir özelliği, tekrarlanmaya eğilimli olmasıdır. ÜSEʼler, neden oldukları tanı ve tedavi maliyeti, iş-güç kaybı ve morbidite açısından topluma önemli bir yük getirmektedirler. Bu çalışmanın amacı; kadınların üriner sistem enfeksiyonlarının toplumdaki görülme sıklığını ve yineleme oranlarını saptamak ve bunların nedenlerini irdelemek, bu enfeksiyonlardan izole edilen bakterileri gözden geçirmek ve antimikrobiyallere karşı geliştirdikleri dirence dikkat çekmektir. Aralık 2001-Haziran 2002 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji, Genel Dahiliye ve Nefroloji polikliniklerine ÜSE yakınmalarıyla başvuran ve/veya fizik bakı sonucunda ÜSE olabileceğinden kuşkulanılan ya da gebelikleri nedeniyle kontrol idrar kültürü yaptırılmak üzere gönderilmiş 16-80 (ortalama 40.45) yaş arasındaki 577 kadın hasta çalışmaya alınmış ve idrar kültürleri yapılmıştır. Tek tip bakteri üreyen plaklarda koloni sayımı yapılarak bakteriler, Gram boyama, koloni morfolojileri ve biyokimyasal özelliklerine göre tanımlamışlardır. Bakterilerin antibiyotik duyarlılıkları National Committee for Clinical Laboratory Standartsʼın (NCCLS) standartlarına uygun olarak, modifiye Kirby-Bauer disk difüzyon yöntemi ile araştırılmıştır. Olguların 101ʼinde (% 17.5) idrar kültürü ile kanıtlanan ÜSE saptanmıştır. Gruplara göre incelendiklerinde, basit ÜSE grubunda 40 (% 17.3), komplike ÜSE grubunda 42 (% 37.8), gebe grubundan ise 19 (% 8) hastanın ÜSE tanısı aldığı görülmüştür. Kültür antibiyogram sonuçlarına ve ÜSEʼnin tipine göre 3 gün, 7 gün veya 14 gün süreyle uygun antibiyotikle tedavi edilen bu hastalar, ÜSEʼlerdeki nüks ve reenfeksiyon oranlarını saptamak amacıyla, tedavi bittikten sonraki 15 gün içinde kontrole çağırılmışlardır. İdrar kültürü ile kanıtlanan ÜSE tanısı alan 101 hastadan 85ʼi en az 1, en fazla 32 günde olmak üzere ortalama 11.7 günde kontrol için başvurmuş ve sonrasında düzenli olarak takibe gelmiştir. Ortalama 6.67 ay boyunca takip edilen hastalarda yineleyen ataklar, ilk enfeksiyondan 2-290 (ortalama 94.32) gün sonra görülmüştür. İzleme alınan 85 hastanın 37ʼsine (% 43.5) yineleme saptanmış ve bu hastalarda 25ʼi (% 30.9) nüks, 56ʼsı (% 69.1) reenfeksiyon olmak üzere toplam 81 atak gözlenmiştir. Bu hastaların %30.5ʼinin basit ÜSE, % 58.8ʼinin komplike ÜSE, % 40ʼın da gebe grubundan olduğu görülmüştür. İzleme grubunun tümünde, nüks oranının % 10.6, reenfeksiyon oranının ise % 32.9 olduğu belirlenmiştir. Yineleme ataklarının %81.7ʼsi ilk 3 ay %91.5ʼi ise ilk 6 ay içinde görülmüştür. Önceden geçirilmiş ÜSE öyküsünün, yineleyen ataklarla ilişkili olduğu saptanmıştır. Çalışma süresince, 161 (% 84.3) E.coli, 18 (% 9.4) K.pneumoniae, 6 (% 3.2) Enterococcus spp., 2 (% 1.1) P. Mirabilis, 1 (% 0.5) S. Saprophyticus, 1 (% 0.5) S. Aueus ve 1 (% 0.5) Candida spp. olmak toplam 191 köken izole edilmiştir. Uzun süreli izleme alınan 85 hastada ortaya çıkan ilk atak ve yinelemelerden elde edilen toplam 143 E. coli kökeninin; 62ʼsinde (% 43.3) direnç saptanmazken, 79 (% 55.2) kökende ampisiline, 55 (% 38.4) kökende amoksisilin-klavulanata, 57 (% 39.8) kökende TMP-SMZʼye, 38 (% 26.5) kökende siprofloksasine, 21 (% 14.6) kökende sefuroksime, 3 (% 2) kökende amikasine, 7 (% 4.8) kökende sefriaksona direnç olduğu görülmüştür. Kökenlerin hiçbirinde imipeneme direnç saptanmamıştır. İlk ve yineleyen ataklardan elde edilen kökenler karşılaştırıldığında, tüm antibiyotiklere karşı belirgin derecede bir direnç artışı saptanmakla birlikte, bu artışın ampisilin, amoksisilin-klavulanat, siprofloksasin, sefuroksim ve sefriaksonda istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görülmüştür. ÜSEʼlere, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de kadınlarda sık rastlanmaktadır. Bu enfeksiyonlar özellikle yaşlı ve predispozan faktörlere sahip olgularda sık yineleme eğilimi gösterirler. ÜSEʼler özellikle gebelerde, anne ve bebekte ciddi komplikasyonlara neden olduklarından mutlaka araştırılmalı, tedavi edilmeli ve gebelik sonuna dek izlenmelidir. Yineleyen ÜSEʼlerde izole edilen kökenlerdeki antibiyotik direnç oranları, ilk ataklarda izole edilen kökenlerdeki oranlardan çok daha yüksektir. Her yineleyen atakta kültür antibiyogram yapılması, antibiyotiklere hızlı direnç gelişimini engelleyebilecek, yineleyen ÜSE geçiren kadınların predispozan faktörler açısından incelenmesi de, ÜSEʼlerin sıklığını önemli ölçüde azaltabilecek yaklaşımlar olabilir.












