Hemşirelerde alarm yorgunluğu ile şefkat yorgunluğu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Amaç: Bu araştırma, yoğun bakım/özellikli birimlerde çalışan hemşirelerin hissettikleri alarm yorgunluğu ile şefkat yorgunluğu arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntemler: Bu tanımlayıcı tipte nicel araştırma, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan hemşirelerde alarm yorgunluğu ile şefkat yorgunluğu arasındaki ilişkiyi ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini yoğun bakım/özellikli birimde çalışan 250 hemşire oluşturmuş, çalışmaya katılım kriterlerini sağlayan 209 hemşire araştırmaya dâhil edilmiştir. Veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen Birey Tanıtım Formu ile birlikte Alarm Yorgunluğu Ölçeği ve Şefkat Yorgunluğu Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 24 programı ile tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra One-way ANOVA, Independent T-test, Ki-kare ve Pearson korelasyon analizleri uygulanmış; anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin %78,9'u 20–30 yaş aralığında, %75,1'i kadın ve %66,0'ı lisans mezunudur. Katılımcıların en yoğun çalıştığı birim %51,2 oranıyla acil servistir ve %69,4'ü rotasyonlu vardiya sisteminde çalışmaktadır. En sık duyulan alarm seslerinin monitör (%98,1) ve mekanik ventilatör (%87,1) cihazlarından kaynaklandığı belirlenmiştir. Katılımcıların %14,4'ü klinik alarmlarla ilişkili olarak hasta güvenliğini tehdit eden bir olay yaşadığını bildirmiştir. Alarm Yorgunluğu Ölçeği puan ortalaması 36 üzerinden 19.84 (SS = 6.49) olarak saptanmış; katılımcıların %30,6'sı şefkat yorgunluğu yaşadığını belirtmiştir. Korelasyon analizi sonucunda alarm yorgunluğu ile şefkat yorgunluğu arasında negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiş; ancak bu ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (r = -0,040, p = 0,280). Yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, mesleki deneyim, vardiya türü, haftalık çalışma süresi ve yoğun bakım ünitesinin yatak kapasitesi gibi demografik ve mesleki değişkenler ile alarm yorgunluğu veya şefkat yorgunluğu düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Sonuç: Bu araştırma, yoğun bakım ve özellikli birimlerde çalışan hemşirelerin alarm yorgunluğu ve şefkat yorgunluğu düzeylerini incelemiş ve her iki yorgunluk türünün hemşireler arasında anlamlı düzeyde mevcut olduğunu ortaya koymuştur. Bulgular, hemşirelerin orta düzeyde alarm yorgunluğu ve orta düzeyde şefkat yorgunluğu yaşadığını göstermektedir. Ancak bu iki değişken arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyonun bulunmaması, alarm yorgunluğu ve şefkat yorgunluğunun farklı etmenlerden etkilenebileceğini düşündürmektedir. Bu durum, her iki yorgunluk türünün birbirinden bağımsız gelişebileceğini ortaya koymakla birlikte, her ikisinin de hemşirelerin mesleki yaşamı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, hemşirelerin alarm yorgunluğu ve şefkat yorgunluğu ile başa çıkabilmelerine yönelik etkili stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanması gerekmektedir.
Amaç: Bu araştırma, yoğun bakım/özellikli birimlerde çalışan hemşirelerin hissettikleri alarm yorgunluğu ile şefkat yorgunluğu arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntemler: Bu tanımlayıcı tipte nicel araştırma, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan hemşirelerde alarm yorgunluğu ile şefkat yorgunluğu arasındaki ilişkiyi ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini yoğun bakım/özellikli birimde çalışan 250 hemşire oluşturmuş, çalışmaya katılım kriterlerini sağlayan 209 hemşire araştırmaya dâhil edilmiştir. Veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen Birey Tanıtım Formu ile birlikte Alarm Yorgunluğu Ölçeği ve Şefkat Yorgunluğu Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 24 programı ile tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra One-way ANOVA, Independent T-test, Ki-kare ve Pearson korelasyon analizleri uygulanmış; anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin %78,9'u 20–30 yaş aralığında, %75,1'i kadın ve %66,0'ı lisans mezunudur. Katılımcıların en yoğun çalıştığı birim %51,2 oranıyla acil servistir ve %69,4'ü rotasyonlu vardiya sisteminde çalışmaktadır. En sık duyulan alarm seslerinin monitör (%98,1) ve mekanik ventilatör (%87,1) cihazlarından kaynaklandığı belirlenmiştir. Katılımcıların %14,4'ü klinik alarmlarla ilişkili olarak hasta güvenliğini tehdit eden bir olay yaşadığını bildirmiştir. Alarm Yorgunluğu Ölçeği puan ortalaması 36 üzerinden 19.84 (SS = 6.49) olarak saptanmış; katılımcıların %30,6'sı şefkat yorgunluğu yaşadığını belirtmiştir. Korelasyon analizi sonucunda alarm yorgunluğu ile şefkat yorgunluğu arasında negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiş; ancak bu ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (r = -0,040, p = 0,280). Yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, mesleki deneyim, vardiya türü, haftalık çalışma süresi ve yoğun bakım ünitesinin yatak kapasitesi gibi demografik ve mesleki değişkenler ile alarm yorgunluğu veya şefkat yorgunluğu düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Sonuç: Bu araştırma, yoğun bakım ve özellikli birimlerde çalışan hemşirelerin alarm yorgunluğu ve şefkat yorgunluğu düzeylerini incelemiş ve her iki yorgunluk türünün hemşireler arasında anlamlı düzeyde mevcut olduğunu ortaya koymuştur. Bulgular, hemşirelerin orta düzeyde alarm yorgunluğu ve orta düzeyde şefkat yorgunluğu yaşadığını göstermektedir. Ancak bu iki değişken arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyonun bulunmaması, alarm yorgunluğu ve şefkat yorgunluğunun farklı etmenlerden etkilenebileceğini düşündürmektedir. Bu durum, her iki yorgunluk türünün birbirinden bağımsız gelişebileceğini ortaya koymakla birlikte, her ikisinin de hemşirelerin mesleki yaşamı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, hemşirelerin alarm yorgunluğu ve şefkat yorgunluğu ile başa çıkabilmelerine yönelik etkili stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanması gerekmektedir.












