İç Anadolu Bölgesi kilim sanatı

Küçük Resim Yok

Tarih

1988

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Ege Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/closedAccess

Özet

Birden ve fazla iplik grubunun birbiri altından ve üstünden geçerek meydana getirdikleri kompozisyona tekstil veya dokuma, dokumanın en basit şekli olan dikey iplerin arasından geçen yatay iplerin meydana getirdiği düzenlemeye bez ayağı dokuma adı verilir. Bu şekilde elde edilen ve daha çok yer sergisi, perde gibi işlerde kullanılan dokumalara da düz dokuma yaygı adı verilir. Kilim, düz dokuma yaygıların bir çeşididir: İki iplik sistemine dayanılarak dokunur. Halıdan farklı havsız (tüysüz) ve tersi ile düzünün aynı aynı olmasıdır. Teknik açıdan, halı gibi düğümlenmediği için yüzeyde kabarık tüyler (hav) oluşmaz. Ayrıca, atkı ipi aynı zamanda desen ipi olarak kullanıldığından dokumanın yüzeyinde, desenler arasındaki geçişlerde, halkın "kirtik" adını verdiği yırtıklar meydana gelir. Yırtıkları kapatmak için de, yırtıkların meydana geldiği yerler, ayrı bir desen ipi ile konturlanır veya, ayrı desen ipleri tek çözgü üzerinde geriye döndürülerek arada yırtıkların meydana gelmesi engellenir. Bazen, ayrı desen ipleri birbirlerine çift kenetlenerek yırtıklar yok edilir ya da iliklerin meydana geldiği bölümler kirkitle daha sert dövülerek, yırtıkların üzerinde kavisli bir dokuma meydana getirilir. Anadolu-Türk kilim sanatı, bilindiği kadarıyla, Selçukluların Anadolu'ya gelmesiyle başlamıştır: Ancak o dönemlerden günümüze gelebilen kilim örneği yoktur. Bu gelenek Beylikler ve Osmanlılar çağında da sürdürülmüştür. Günümüze gelebilen Anadolu kilimlerinin en erken tarihlileri çoğunlukla XVI-XVII. yy.'dan kalmadır. Kendilerinden önceki dönemlerin karakterini taşıdığı kabul edilen bu örneklerin büyük bölümü bugün İstanbul Vakıflar Halı ve Kilim Müzesi'nde sergilenmektedir. Günümüze gelebilen Anadolu kilimlerinin çoğunluğu XVIII-XIX. yy.'dan kalmadır: İç Anadolu Bölgesi'nin geniş toprakları üzerinde dokunan kilimlerde bugün bilinen çoğu örneği, 1935 yıllarında Riestafl tarafından Konya-Beyşehir Eşrefoğlu Cami'inde bulunan ve halen Mevlana Müzesi'nde sergilenen "saray kilimi" dışında, XIX. yy.'dan kalmadır. İç Anadolu Bölgesi kilimlerinin XVIII-XIX. yy.'a tarihlenen örnekleri genellikle halkın, "yük kilimi" adını verdiği kilimlerle, "makat kilimi" diye tanıdığı, iki parçalı büyük kilimlerdir: Muhtemelen göçebelik döneminden kalan ve yatak yorgan sarma ya da, yük üzerini kapatmaya yarayan bu kilimler geometrik desenlerle süslüydü ve büyük boylu örneklerdi. Devrinde büyük odalara, sobanın iki yanına serilen veya, etrafını çeviren halıların ortasına yerleştirilen "makat kilimleri" genellikle iki parça halinde dokunmaktaydı. Bu nedenle de halk arasında "şak kilim" adıyla anılmaktaydı. İç Anadolu Bölgesi kilimlerinin en ilginç örnekleri, halkın "şak kilim" dediği, 400-500 X 160-180 cm. boyundaki iki parçalı kilimlerdir: Yozgat yöresinde, "Bayraklı kilim", Konya civarında "şak kilim", Niğde ve Kırşehir çevresinde "toplu kilim" adlarıyla anılan bu kilimlerin günümüze kadar gelebilmiş çok sayıda örneği mevcuttur. Şüphesiz ki, Tüm Anadolu'daki gibi, kilimlerin de ilk çıkış kaynağı, tıpkı halılara benzer şekilde, halk arasında "namazlağı" (namazlık) diye anılan küçük seccade kilimleridir: Üzerinde namaz kılmak üzere dokunan bu küçük kilimler, belki taşıma açısından da çok basit olduğundan, çok tutulmuştur. Bugün bile hala hemen her evde dokunmaktadır. İç Anadolu bölgesi kilimlerinde dokuma malzemesi yündür. Halkın kendi koyunlarından elde ettiği yünler temizlendikten sonra, tıpkı halı ipi gibi, "kirmen veya iğ" yardımıyla bükülerek iplik haline getirilir. Bugün dokumada pamuk da görülürse de bu malzeme son yıllarda yayılmıştır. İç Anadolu bölgesi kilimleri, halıda olduğu gibi, bitkisel ve doğal boyalarla renklendirilir. Genellikle koyu tonların, mavi, kırmızı, kahverengi, yeşil gibi renklerin hakim olduğu renkler bitkisel ve doğal boyalarla renklendirilir. Her rengin elde ediliş biçimi köylere göre değişir. İç Anadolu Bölgesi'nde dokuma tezgahına ıstar denir. Kilim dokuma da, halıya benzer şekilde, kirkit kullanılır. Niğde, Konya, Kırşehir çevresinde ise üç dişli, "didik" veya "sümük" adı verilen aletlerden yararlanılır. İç Anadolu Bölgesi'nde kilimin kalitesi Niğde ve Konya yöresinde ipin çile sayısıyla, Kayseri civarında kg ağırlığıyla, Yozgat yöresinde "çile sayısı ve kg" ağırlığıyla hesaplanır. Kırşehir civarında ise yine "çile" hesabı yapılır. İç Anadolu bölgesi kilimlerinde genellikle geometrik desenler hakimdir: Kilimlerde genellikle bir kenar bordür ve "orta" diye anılan iç bölüm bulunur. Kenarlar daha çok "ağaç dikme" motifleriyle, iç kısımlar "göbek-kafa", elibelinde motifleriyle süslenir. İç Anadolu Bölgesi kilimleri arasında Yozgat kilimlerinin özel bir yeri vardır: Bu yörede kilimler genellikle bordürlüdür. Bir kilimde, dıştan içe doğru, "kenar, ayak, direk ve orta" bölümleri bulunur. Bu bölümlerden her biri Anadolu'nun diğer yörelerinde olduğu gibi, ayrı desenlerle süslenir. Renklerinde çoğunlukla kırmızı, kahverengi, yeşil ve beyaz tonlar hakimdir. Daha çok bitkisel ve doğal boyalarla elde edilen renklerde, boyama geleneği günümüzde de sürdürülmektedir. Anadolu kilim sanatındaki gibi, İç Anadolu Bölgesi kilimlerinde de son yıllarda malzeme, boya ve desen açısından bir bozulma görülmektedir. Bunun yanı sıra dokuyucu sayısında da gittikçe artan bir azalma görülmektedir. Tıpkı halı sanatı gibi, kilim sanatının da çok yakın bir zamanda yok olacak gibi görünmektedir.

Açıklama

Araştırma Projesi -- Ege Üniversitesi, 1988

Anahtar Kelimeler

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye