Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Gür, Arife" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 4 / 4
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Covid-19 Tanılı Hastanın Imogene King’in Kavramsal Sistemler Modeline Göre İncelenmesi: Olgu Sunumu
    (2022) Mermer, Gülengül; Gür, Arife
    Bu olgu sunumunda COVID-19 tanısı almış bir hastanın Imogene King’in ‘’Kavramsal Sistemler Modeli”ne göre hemşirelik bakımı incelenmiştir. Bu kapsamda, yoğun bakımda tedavi görmekte olan, COVID-19 tanısı almış 77 yaşındaki kadın olguya, durumuna yö- nelik hemşirelik tanısı çerçevesinde öncelikli bakım ihtiyaçları be- lirlenerek hemşirelik müdahaleleri sunulmuş ve yapılan girişimler değerlendirilmiştir. Tedavinin 5. Gününde olan hastanın şiddetli ishal ve bulantısı vardır. Uyku düzensizliği ve stres hastanın algısını değerlendirmede ön plana çıkmaktadır. Bakım veren hemşire modele göre girişimleri planlarken öncelikli olarak bu sorunları ele almıştır. Kavramsal sistem modeline göre uygulanan girişimler ile hastanın yakınmaları giderilmiştir. Kuram, birçok hemşirenin kliniklerde far- kında olmadan temel hemşirelik sürecine kritik düşünme analizi ile katkıda bulundukları basamakları kanıta dayalı olarak ortaya koy- maktadır. Olgu sunumda, uygulama basamakları örneklendirilmiş olan Kavramsal Sistem Modelinin, hemşirelik bakımında daha çok kullanılmasını ve farklı bakım gereksinimleri alanlarında örnekleri- nin sunulmasını, felsefe, teori, uygulama ve araştırmaya dayalı olan hemşirelikte, bakımın kalitesini arttırmak için kuram ve modellerin kullanılmasını öneririz.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Görme engelli bireylerde kahkaha yogasının yalnızlık ve öfke düzeyine etkisi
    (Ege Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2025) Gür, Arife; Mermer, Gülengül
    Amaç: Bu araştırmanın amacı görme engelli bireylerde kahkaha yogasının yalnızlık, öfke ve tükürük kortizol düzeyine etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırma, ön test son test kontrol gruplu deneysel desen ile yapılmış randomize kontrollü bir çalışmadır. Araştırma için clinicalTrials.gov (NCT06308601) protokol kaydı alındı. Araştırma örneklemini Atatürk İl Halk Kütüphanesi Görme Engelliler Bölümünden hizmet alan görme engelli bireyler oluşturmuştur (girişim grubu:33, kontrol grubu:33). Girişim grubundaki bireylere 8 seans kahkaha yogası uygulandı, kontrol grubu rutin kütüphane hizmetlerine devam etti. Ölçüm araçlarını UCLA Yalnızlık Ölçeği, Sürekli Öfke Ölçeği ve tükürük kortizol düzeyleri oluşturdu. Veri analizi IBM SPSS 25.0 programı ile tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplarda t testi, Kruskal Wallis, tekrarlı ölçümlerde iki yönlü ANOVA testi ile yapıldı. Etki büyüklükleri %95 güven aralığında değerlendirildi. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Girişim ve kontrol grupları sosyodemografik değişkenler açısından benzer özellikler göstermektedir. Girişim grubunun UCLA Yalnızlık Ölçeği puanı, ön testte 42,04 ± 12,78 iken son testte 30,89 ± 10,96 olarak ölçülmüştür (t = 4,198; p < 0,001). Kontrol grubunda ise ölçümler arasında farklılık gözlenmemiştir (p > 0,05). Girişim ve kontrol gruplarının ön test puanları arasında fark bulunmazken (p > 0,05), son testte girişim grubunun yalnızlık düzeyleri kontrol grubuna göre daha düşük bulunmuştur (t = -3,538; p < 0,001). Girişim grubunun Sürekli Öfke Ölçeği puanı, ön testte 22,00 ± 7,58 iken son testte 18,18 ± 5,82 olarak kaydedilmiştir (t = 4,268; p < 0,001). Kontrol grubunda ölçümler arasında anlamlı bir değişiklik görülmemiştir (p > 0,05). Gruplar arası ön test puanları benzerlik gösterirken (p > 0,05), son testte girişim grubunun öfke düzeyleri kontrol grubuna göre daha düşük bulunmuştur (t = -3,119; p < 0,05). Girişim grubunun ortalama tükürük kortizol düzeyi, ön testte 0,36 ± 0,16 iken son testte 0,26 ± 0,18 olarak ölçülmüştür (t = 2,751; p < 0,05). Kontrol grubunda ise ölçümler arasında fark gözlenmemiştir (p > 0,05). Girişim ve kontrol gruplarının tükürük kortizol düzeyleri karşılaştırıldığında, ön test ve son test ölçümleri açısından gruplar arasında fark bulunmamıştır (p > 0,05). Sonuç: Görme engelli bireylerde kahkaha yogası yalnızlık ve öfke düzeyini azaltmada etkili olmuştur. Tükürük kortizol düzeyinde ise girişim grubunda zamana göre anlamlı bir azalma olmuş ancak gruplar arası karşılaştırmada anlamlı bir fark saptanmamıştır. Elde edilen sonuçlar, kahkaha yogasının psikososyal destek programlarında tamamlayıcı bir yöntem olarak değerlendirilmesini desteklemektedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Klinik Yollar ile Temellenen Hemşirelik Müdahalelerinin Hasta Sonuçları Üzerinde Etkisinin İncelenmesi: Sistematik Derleme
    (2025) Mermer, Gülengül; Gür, Arife
    Amaç: Derlemenin amacı klinik yollar ile temellenen hemşirelik müdahalelerinin hasta sonuçları üzerinde etkisinin sistematik olarak incelenmesidir. Bu sistematik derleme de profesyonel bir meslek üyesi olan hemşirelerin klinik yolları planlaması, geliştirmesi, uygulaması ve değerlendirmesi için kanıtlar sunulmuştur. Temel araştırma sorusu “yapılan araştırmalar içerisinde önemli bir ekip üyesi olan hemşirelerin klinik yollar ile temellenen bakımda nasıl bir yol aldığıdır. Yöntem: Sistematik derlemede 2002 yılından 2024 yılına kadar olan çalışmalar MEDLINE, Scopus veri tabanlarında ve Ulusal Tez Merkezinde tarandı. Tarama İngilizce dilinde “clinical pathways’’, “care pathways’’, “care map’’, “clinical paths’’, “critical paths’’, “nursing care’’ anahtar kelimeleri kullanılarak yapıldı. Yapılan tarama sonucunda 877 makaleye ulaşılmıştır. Araştırmaya dahil edilme kriterlerine göre uygunlukları değerlendirilen 21 makale bu derleme kapsamına alınmıştır. Bulgular: Hemşireler incelenen araştırmaların % 57’sinde (n=12) araştırmacı olarak klinik yolun geliştirilmesi, uygulanması veya değerlendirilmesinden sorumlu ekip lideriydi. Multidisipliner ekibin içerisinde yer alan hemşirelerin diğer klinik yol görevleri veri toplama, sağlık kayıtlarını retrospektif olarak inceleme, uzman panelleri düzenleme, tümör kayıtları oluşturma, ev ziyaretleri, bağımsız klinik yol uygulamalarına ve hemşirelik bakımına karar verme, iletişim, denetleme, kalite kontrolü, görüş bildirme, vaka yöneticisi ve koordinasyon yöneticisi gibi özelleşmiş işlerdir. Sonuç: Klinik yollar ile temellenen hemşirelik müdahalelerinin hasta sonuçları üzerinde etkisini inceleyen araştırmaların sistematik olarak incelenmesi çerçevesinde elde edilen sonuçlar yapılan araştırmaların tarihini, yerini, hasta örneklemini, klinik yolların geliştirilme şeklini, araştırma çıktılarını ve hemşirelerin iş kalemlerini ayrıntılı inceleme fırsatı sunmuştur. Bu sistematik derleme sağlık bakımında artan kalite beklentisine yanıt oluşturabilmek için hemşireleri güçlendirme yolunda kanıt oluşturmaktadır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ile aile planlaması tutumları arasındaki ilişki
    (Ege Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Gür, Arife; Uysal Toraman, Aynur
    Araştırma Ege Üniversitesi lisans programlarında öğrenim gören öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ile aile planlaması tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Eylül 2017-Haziran 2019 tarihleri arasında yürütülmüş olup Şubat-Haziran 2018 tarihleri arasında araştırma verileri öğrencilerden toplanmıştır. Tanımlayıcı ilişkisel tasarımda yürütülen araştırmanın evrenini, Ege Üniversitesi fakültelerinde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır (N=28.429). Rastgele yöntemle yapılmış bir seçimin, verilerde ulaşılacak hızlar açısından, küme örneklemeden daha sağlıklı veriler vereceği varsayımına dayanarak; farklılığı gidermek ve oluşan sapmayı karşılayan bir düzeltme olması amacıyla, tasarım etkisi yaklaşımından yararlanılmıştır. Bu kapsamda örneklem büyüklüğü, % 50 görülme sıklığı, % 97 güven düzeyi, % 5 sapma ve kümelerdeki birim sayısı az olduğu için 2.0 desen etkisi ile hesaplanarak örneklemin en az 927 üniversite öğrencisinden oluşması gerektiği belirlenmiştir. Araştırma örneklemi, hesaplanan sayının üzerinde 1288 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmanın yürütülmesi için etik kurul izni ve katılımcıların gönüllü olurları alınmıştır. Çalışmanın tanımlayıcı analizleri için SPSS 21.0 programında veri tabanı oluşturulup veriler elle girildikten sonra frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma hesaplanmıştır. İkili karşılaştırmalar için, normal dağılıma uygunluk analizi yapılarak, parametrik veya non-parametrik testlerden hangisinin kullanılacağına karar verilmiştir. Normal dağılım göstermeyen Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ) ve Aile Planlaması Tutum Ölçeği (APTÖ) arasındaki ilişkiyi açıklamak için Spearman's Brown Sıra Farkları Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Ayrıca, öğrencilerin bazı sosyodomografik özellikleri ile tutum ölçekleri puanlarının karşılaştırılması t testi, Kruskal Wallis testi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin yaş ortalaması 21.10±0.05 (min.17-max.40 yaş) olup, %64.4'ü kadındır. Öğrencilerin %55.3'ü en uzun yaşadığı yerin büyükşehir olduğu, %34.3'ünün yurtta, %34'ünün ailesi ve birinci derece yakınının yanında ve %25'nin de arkadaşları ile evde yaşadıklarını belirtmiştir. Öğrencilerin %80.9'u çekirdek aile yapısına sahipken, %1,5'inin annesi, %0,3'ünün babası okur-yazar değildir. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin TCRTÖ toplam puan ortancaları 173.00, ölçek madde puan ortanca değeri 4.39'tür. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin APTÖ toplam puan ortanca değeri 138.00, ölçek madde puan ortanca değeri 4.06'dır. Öğrencilerin TCRTÖ puanları ile APTÖ puanları arasında orta kuvvette, pozitif yönde istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (r=0,581; p=0.00). TCRTÖ alt ölçeklerinden öğrencilerin aldıkları puan ortancaları incelendiğine; öğrencilerin "Eşitlikçi Cinsiyet Rolü" alt ölçeğinden 38.00, "Kadın Cinsiyet Rolü" alt ölçeğinden 35.00, "Evlilikte Cinsiyet Rolü" alt ölçeğinden 36.00, "Geleneksel Cinsiyet Rolü" alt ölçeğinden 35.00 ve "Erkek Cinsiyet Rolü" alt ölçeğinden 28.00 puan ortancalarına sahip oldukları saptanmıştır. APTÖ alt ölçeklerinden öğrencilerin aldıkları puanları incelendiğine; öğrencilerin "Topluma İlişkin Tutum" alt ölçeğinden 68.00, "Yöntemlere İlişkin Tutum" alt ölçeğinden 38.00, "Gebeliğe İlişkin Tutum" alt ölçeğinden 32.00 puan ortancalarına sahip oldukları saptanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin aile planlaması tutumlarının daha olumlu olması, toplumsal cinsiyet rolleri açısından eşitlikçi bir tutum ile mümkündür. Bu doğrultuda, anaokulundan itibaren yaşa uygun üreme sağlığı ve cinsel sağlık eğitimi ile toplumsal cinsiyet eşitliği dersleri müfredata eklenmelidir. Toplumsal gelişimin sağlanabilmesi ve geleneksel toplumsal cinsiyet algısının değiştirilebilmesi için eşitsizliğin yeniden üretildiği düşünülen tüm alanlarda denetim sağlanmalı, önleyici ve iyileştirici sosyal politikalar üretilmelidir.

| Ege Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Ege Üniversitesi Rektörlüğü Gençlik Caddesi No : 12 35040 Bornova - İZMİR, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim