Yazar "Güler, Adem" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 6 / 6
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Complications in rats created by human bile and gallstones(2001) Zamandar, Barış; Akgün, Erhan; Güler, Adem; İlkgül, Özer; İçöz, Gökhan; Özütemiz, ÖmerAmaç: Bu çalışmanın amacı farelerin karın boşluklarına insan safra ve taşları yerleştirerek adezyon, abse, fistül ve benzeri komplikasyonların oluşup oluşmadı¤ını gözlemlemektir. Yöntem: Safra ve taş örnekleri daha önce akut atak, perforasyon gibi komplikasyon geçirmemiş bir hastadan steril koşullar altında alınmıştır. Bulgular: 8 haftalık çalışma süresi sonunda: Hem safra hem de taş yerleştirilen denek grubunda %84(p<0. 05), sadece safra yerleştirilen grupda %50, sadece taş yerleştirilen grupda ise %59 oranında adezyon gözlenmiştir. Bunların dışında abse, fistül ve benzeri herhangi bir patolojik bulgu görülmemiştir. Sonuç: Laparoskopik kolesistektomi esnasında safra kesesini perfore etmemek için azami gayret gösterilmelidir.Öğe Deneysel obstüktif ikterde DEKSTRAN-40'ın karaciğer ve böbrek kan alımlarına etkisi(Ege Üniversitesi, 1982) Güler, AdemDeneysel tıkanma ikterinde karaciğer ve böbrek kan akımlarında görülen değişimler,elektromagnetik akım ölçer ve Xenon-133 klirens yöntemi ile araştırıldı.Deney için kullanılan 30 köpekten (eşit ortalama ağırlıkta olacak şekilde) 15 tanesi,normal deneklerin olduğu birinci gruba,diğer 15'i koledok ligasyonundan bir hafta sonra,kan akımlarına tıkanma sarılığının etkileri araştırılan,sarılıklı denek gruplarına ayrıldı.Flowmetre ölçümleri ile sarılıklı gruplarda hepatik arter,portal ven,toplam karaciğer ve böbrek kan akımlarının,normal gruptan önemli ölçüde daha düşük olduğu saptandı.İntrahepatik enjekte edilen Xe-133'ün klirens eğrisinden hesaplanan karaciğer parankimal kan akımı ve intra renal enjekte edilen Xe-133'ün kaybolma eğrisinden hesaplanan renal korteks parankimal kan akımının da,sarılıklı gruplarda normal gruplardan anlamlı şekilde daha azalmış olduğu bulundu.Çeşitli sıvıların tıkanma sarılığında,azalan karaciğer ve böbrek kan akımlarına etkilerini araştırmak için,15 sarılıklı köpeğin 5'ine fizyolojik serum (sarılık kontrol grubu olan II. grup)10'una Dextran-40(sarılık deney grubu olan III. grup)verilirken,normal grup olan,birinci gruba da Dextran-40 verildi.Tıkanma ikterinde aynı miktar fizyolojik serum verilmesinin,azalmış karaciğer ve böbrek kan akımlarının dextran-40 verildikten sonra,hem normal,hemde sarılıklı deney gruplarında anlamlı olarak arttığı bulundu(Yaklaşık %50) Bu sonuçlardan,sarılıklı hastaların cerrahi sağaltımında Dextran-40 verilmesinin,postoperatif morbidite ve mortaliteyi azaltabileceği kanısına varıldı.Ayrıca,Xenon-133 klirens metodunun,karaciğer ve böbrek kan akımları ölçümlerinde,akım ölçer(Flowmetre)den,daha doğru ve süratli sonuçlar veren bir yöntem olduğu gözlendi.Öğe Distribution of nucleotide variants in the DNA sequence of ERCC1 and XRCC1 genes and the effect of phenotype in patients with gastric cancer(2019) Asgerov, Elmir; Şenol, Özgür; Güler, Adem; Berdeli, AfigBackground/Aims: Gastric cancers vary across countries and ethnic groups. They are the second most common type of cancer worldwide. Dietary and non-dietary factors as well as genetic and epigenetic alterations of many mechanisms are implicated in the development of gastric cancer. We aimed to determine the sequence of possible nucleotide changes, polymorphisms, and mutations, and to establish genotype and phenotype relation by performing whole DNA sequence analysis of the XRCC1 and ERCC1 genes belonging to base excision repair (BER) and nucleotide excision repair (NER) family of DNA repair genes in patients with gastric cancer. Materials and Methods: We included 50 patients of both sexes who had received diagnosis of gastric cancer and 50 healthy people who showed same demographic traits that forms the control group. We analyzed the ERCC1 and XRCC1 genes by DNA sequence analysis on both groups. After the analysis, we compared the genotype-phenotype relation. Results: Neither patients nor the control group has any nucleotide replacement in any exon of ERCC1 genes. We could not detect significant difference between patients and healthy groups when we correlated genotype contribution of mutations Arg194Trp, Arg208His, Arg399Gln detected in the XRCC1 gene and allele frequency. Conclusion: According to our study, the ERCC1 gene in Turkish population is not getting mutation in patients with gastric cancer and healthy individuals. Three mutations were detected in the XRCC1 gene, and these mutations were not associated with gastric cancer.Öğe Distribution of nucleotide variants in the DNA sequence of ERCC1 and XRCC1 genes and the effect of phenotype in patients with gastric cancer(2019) Asgerov, Elmir; Şenol, Özgür; Güler, Adem; Berdeli, AfigBackground/Aims: Gastric cancers vary across countries and ethnic groups. They are the second most common type of cancer worldwide. Dietary and non-dietary factors as well as genetic and epigenetic alterations of many mechanisms are implicated in the development of gastric cancer. We aimed to determine the sequence of possible nucleotide changes, polymorphisms, and mutations, and to establish genotype and phenotype relation by performing whole DNA sequence analysis of the XRCC1 and ERCC1 genes belonging to base excision repair (BER) and nucleotide excision repair (NER) family of DNA repair genes in patients with gastric cancer. Materials and Methods: We included 50 patients of both sexes who had received diagnosis of gastric cancer and 50 healthy people who showed same demographic traits that forms the control group. We analyzed the ERCC1 and XRCC1 genes by DNA sequence analysis on both groups. After the analysis, we compared the genotype-phenotype relation. Results: Neither patients nor the control group has any nucleotide replacement in any exon of ERCC1 genes. We could not detect significant difference between patients and healthy groups when we correlated genotype contribution of mutations Arg194Trp, Arg208His, Arg399Gln detected in the XRCC1 gene and allele frequency. Conclusion: According to our study, the ERCC1 gene in Turkish population is not getting mutation in patients with gastric cancer and healthy individuals. Three mutations were detected in the XRCC1 gene, and these mutations were not associated with gastric cancer.Öğe Mide kanserlerinde DNA tamir gen mutasyon analizi genotip ve fenotip ilişkisi(Ege Üniversitesi, 2015) Berdeli, Afig; Asgerov, Elmir; Güler, AdemMide kanserleri ülkeler ve etnik grublara göre değişiklik göstermekte olup, dünyadaki tüm kanserler içerisinde 2. en sık ölüme neden olan kanser türüdür. Tıp dünyasındaki tüm tanı ve tedavi ilkelerinin gelişmesine rağmen mide kanserlerinin 5 yıllık sağkalım oranı %20 geçmemektedir. Gelişiminde diyet ve diyet dışı faktörlerle beraber genetik ve epigenetik birçok mekanizmaların değişikliği de sorumlu tutulmaktadır. Bunlara örnek olarak genomda onkojenler ve tümör supresyon genleri etkileşimini, DNA tamir genlerindeki değişimleri gösterebiliriz. Birçok çalışma BER ve NER ailesinden olan DNA tamir genlerinde oluşan mutasyonların mide kanser gelişimi ile ilişkin olduğunu vurgulamaktadır. Çalışmamıza mide kanseri tanısı almış her iki cinsten olan 50 hasta ve kontrol grubunu oluşturan aynı demografik özelliklere sahip 50 sağlıklı birey dahil ettik. Her iki grupta olan bireylerin tümüne BER ailesine ait olan XRCC1 ve NER ailesine ait olan ERCC1 genlerinde olan mutasyonları saptamak için genlerin protein kodlayan tüm eksonları ve ekson - intron bağlanma bölgelerinin DNA dizi analizi yapıldı. Her iki grubun tüm bireylerinde XRCC 1 geninin 17 eksonunun tüm gen analizi yapıldı, yalnız 3 eksonda mutasyon saptanmıştır. Genin diğer bölgelerinde hiçbir nükleotid yerdeğişimi saptanmamıştır. Bulunan mutasyonlar XRCC1 geninin 194, 280 ve 399 kodonlarında yer almıştır. Sağlıklı grupta benzer olarak farklı sayılarda aynı gen mutasyonları saptanmıştır. ERCC 1 geninin protein kodlayan tüm 10 eksonu araştırılmıştır. Hasta ve kontrol grubunda olan bireylerin ERCC1 geninin hiçbir eksonunda nükleotid yerdeğişimi saptanmamıştır. Bu sonuç ERCC1 geninin kendi konservatizmini bizim toplumda da koruduğunu göstermektedir. XRCC1 geninde saptanan Arg194Trp, Arg,280His ve Arg399Gln mutasyonlarının genotip dağılımı ve allel sıklığı hasta ve sağlıklı kontrol grubu arasında korele edildiğinde anlamlı fark saptanmadı. Nitekim Arg399Gln mutasyonu hasta grubunda daha sık izlenmiştir. Mide kanserli hastalarda olan fenotip bulgularını (tümör boyutu, tümör lokalizasyonu, tümör histopatolojik tipi, lenf bezi metastaz oranı) ve hasta cinsiyetini XRCC1 geninde saptanan genotip dağılımı ve allel sıklığı ile korrele ettiğimizde (Chi-Square, Mann-Whitney, Kruskal-Wallis Testleri) istatistiksel anlamlı fark saptanamamıştır. Az sayıda hasta grubunu içermesine bakmayarak bizim çalışmada XRCC1 genindeki mutasyonların daha geniş sayıda hasta içeren gruplarda mide kanseri yatkınlığı ve bu hastalıkta olan klinik ve laboratuvar bulguları ile ilşkisi olabileceği düşünülmektedir.;Mide, kanser, dağılım, sıklık.;Stomach, cancer, contribitions, frenquency.Öğe Periferik oklüzif arteriyel hastalıkların tanısında kas kan akımının Xenon-133 ile ölçülme metodu(Ege Üniversitesi, 1977) Güler, AdemRadioaktif inert gaz olan Xenon-133ʼün klirensi sağlıklı deneklerin bacaklarında (musculus tibialis anterior) enjekte edilerek ölçülmüştür.Çeşitli izotopların lokal kan akımı ölçülmesinde kullanılırlığı araştırılmış ve vasküler hastalıkların tanı yöntemleri hakkında bilgi verilmiştir.Çalışmamız 54 normal,31 hasta extremitede uygulanmış istirahat kan akımı kontrol grupta,2,3 ml/100 Gm/dkve hastalıklı grupta 1,5 ml/100gr/dk bulunmuştur.Her iki gruba 1 dakikalık iskemi ve 1 dakika efor yaptırılarak maximal kas kan akımı ölçülmüş normallerde ortalama 53,9 ml/100mg/dk saptanarak sağ,sol bacak için signifikant bir farklılık elde edilmiştir.Aynı gruplarda maximal reaktif hiperemiye kadar geçen süre istirahatli grupta 0,2dk iken hasta grupta 2,32 dkʼdır.Bulgularımız taranan geniş literatür ışığı altında incelenmiş ve diğerlerinin benzer olduğu tesbit edilmiştir.Ayrıca yöntemin periferik vasküler hastalıkların her evresinde rutin olarak kullanılabilecek non travmatik bir test olduğuna dikkat çekilmiştir.












