Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11454/5044
Title: Tip 1 diyabetli hastalarda Fas, Fas-Ligand ve Vdr Fokl gen polimorfizmlerinin değerlendirilmesi
Authors: Çetinkalp, Şevki
Baydur Şahin, Serap
Keywords: İç Hastalıkları A.B.D.
Issue Date: 2010
Publisher: Ege Üniversitesi
Abstract: Tip 1 Diabetes Mellitus (T1D), mutlak insülin eksikliğiyle sonlanan β hücre destrüksiyonu ile karakterize kronik bir hastalıktır. Tip 1 diyabetin patogenezinde; uygun genetik zeminde çevresel faktörlerin etkisiyle β hücrelerine yönelik başlayan otoimmun destrüksiyon ve bunu izleyen inflamatuar olaylar sorumlu tutulmaktadır. Başta MHC sınıf II genleri olmak üzere, VNTR, CTLA- 4 ve daha birçok gen polimorfizminin T1D gelişme riskini artırdığı gösterilmiştir. Başka olası genler ve çevresel uyaranlar için araştırmalar devam etmektedir. Fas yolağı, β hücre apoptozisinde önemli bir yer tutmaktadır. Apoptotik bir faktör olan FasL, TNF reseptör-II ailesine ait olup (5), sitotoksik T lenfositlerde ve natural killer (NK) hücrelerde bulunmaktadır. Fas ve FasL, beta hücre yüzeylerinde ve yüksek oranda adacığı infiltre eden T hücrelerinin yüzeyinde saptanmıştır (4). Fas/FasL bağlanması sonucunda sinyal yolağı işlemekte ve β hücre apoptozisi gerçekleşmektedir (6). Fas ve FasL gen polimorfizmlerinin birçok otoimmun hastalıkla ilişkisi araştırılmıştır. Her iki gen polimorfizminin T1D ile ilişkisini araştıran çalışma sayısı ise kısıtlıdır. Tip 1 diyabet patogenezinde rol oynadığı düşünülen başka bir yolak da; etkisini vitamin D reseptörü (VDR) yoluyla gösteren vitamin D’ dir. D vitamininin immun sistemde potent bir modülatör olması, hücre diferensiyasyonu ve proliferasyonunda da görev alması nedeniyle, vitamin D yetmezliğinin T1D patogenezinde rol aldığı düşünülmektedir. Vitamin D etkilerini VDR yoluyla göstermektedir. Bugüne dek, FokI, BsmI, ApaI ve TaqI VDR gen polimorfizmleri, en çok araştırılan, en yaygın tek nukleotid polimorfizmleridir (SNPs). VDR gen polimorfizmlerinin T1D’deki rolü hala açık değildir. Literatürde Türkiye’ de tip 1 diyabetik hastalarda VDR gen polimorfizmlerini inceleyen herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. viii Tip 1 diyabetin multifaktöriyel poligenik bir otoimmun hastalık olması nedeniyle, T1D’ e yatkınlık yaratabilecek ek genetik faktörleri ortaya çıkarabilmek amacıyla bu çalışmada; Fas -670A/G, FasL -843 C/T ve VDR FokI gen polimorfizmlerinin tip 1 diyabete yatkınlık oluşturup oluşturmadığı, gen polimorfizmi saptanan hastalarda klinik ve laboratuar bulgularda farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı tarafından tip 1 diyabet tanısı ile izlenen 85 gönüllü olgu (hasta grubu) ve bu olgulara benzer yaştaki, sistemik hastalığı olmayan 80 sağlıklı olgu ise kontrol grubu olarak çalışmaya alınmıştır. Çalışmaya alınan 85 hastanın %61.2’ sinin kadın, ortalama yaşları 35.3 (aralık, 19- 63) yıl olarak bulunmuştur. Hastaların ortalama diyabet süresi 15.6± 10 yıl, tanı anındaki ortalama yaşları 19.8± 10.2 yıl olup, ortalama kan basıncı değerleri 116± 15/ 74.5± 11.4 mmHg, vücut ağırlığı 67.3± 12.7 kg, vücut kitle indeksi 24.7± 3.9 kg/m2 olarak bulunmuştur. Glisemik parametrelere bakıldığında; açlık kan şekeri 102.8± 11.1, tokluk kan şekeri 217.9± 103.5, HbA1c %7.9± 1.8 olarak bulunmuştur. Ortalama kreatinin değerleri 0.8 mg/dl, ortanca mikroalbuminüri 5 mg/gün, AntiTG ve antiTPO’ nun ortanca değerleri sırasıyla 20 ve 14.1 olarak saptanmıştır. Hastaların tanı anındaki anti-GAD değerlerine bakıldığında; 7 hastada antiGAD +, 4 hastada antiGAD – olduğu görülmüştür, 74 hastada ise tanı anındaki antiGAD değerleri bilinmemektedir. Hastaların %14.1’ de hipertansiyon mevcutken, hiçbir hastada saptanmış periferik arter hastalığı, serebrovasküler hastalık ya da kardiovasküler hastalık yoktu. 1 hastada diyabetik ayak enfeksiyonu mevcuttu. Mikrovaküler komplikasyonlar açısından; hastaların %13.1’ inde nefropati, %30.6’ sında nöropati, %31.8’ inde retinopati mevcuttu. Hastalar otoimmun tiroid hastalığı açısından değerlendirildiğinde; %32.1’ inde Hashimoto tiroiditi, 1 hastada ise Graves olduğu görülmüştür. Hastaların %39.2’ sinde AntiTg ve AntiTPO pozitifliği mevcuttu. ix Tip 1 diyabetli hastalar FAS -670 A/G gen polimorfizmi açısından kontrol grubu ile karşılaştırıldığında; hem genotip hem de G allel varlığı açısından aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p= 0.62, p= 0.43). FASL –843 C/T gen polimorfizmi açısından; hasta ve kontrol grubu arasında genotip dağılımı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanırken (p= 0.024), allel dağılımının her iki grupta da benzer olduğu görülmüştür (p= 0.91). VDR FokI gen polimorfizmi açısından; hastalarda genotip dağılımının FF %63.5, Ff %36.5, ff%0 şeklinde olduğu, allel dağılımının ise f allelinin %18.2, F allelinin %81.8 sıklıkta olduğu saptanmıştır. Kontrol grubunda ise (n=80); FF %53.8, Ff %35, ff %11.2 sıklıkta, f alleli %28.7, F alleli %71.3 sıklıkta idi. İki grup arasında genotip dağılımı ve allel sıklığı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı ( p= 0.006, p= 0.027). T1D’ li hastalarda FF genotipinin baskın olduğu ve hiçbir hastada ff genotipine rastlanmadığı görülmektedir. Bu sonuçlar, ekzon 2 VDR gen polimorfizminin F allelinin tip 1 diyabete eğilimi artırabileceğini göstermektedir. VDR FokI gen polimorfizmi açısından FF genotipi saptanan hastalar FasL gen polimorfizmi açısından değerlendirildiğinde, %27.8’ inde CC, %55.6’sında CT, %16.7’ sinde TT genotipi olduğu görülmüştür. Fas, FasL ve VDR FokI genotip dağılımları ile cinsiyet, yaş, hastalık süresi, tanı anındaki yaş, kan basıncı ve vücut ağırlığı arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0.05). Laboratuar parametrelerine bakıldığında; kan şeker profili, mikroalbumin, tiroid otoantikorları ve gen polimorfizmleri arasında yine anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır (p>0.05). Benzer şekilde, her bir komplikasyon için hastalar ayrı ayrı değerlendirildiğinde, komplikasyonu olan ve olmayan hastalarda genotip dağımlarının benzer olduğu görülmüştür (p>0.05). Literatürde Fas ve FasL gen polimorfizmlerini T1D’ li hastalarda araştıran birer çalışma mevcuttur (13,14). Bu çalışmalarda Fas ve FasL gen polimorfizmleri ile T1D arasında herhangi bir ilişkiye rastlanmamıştır. Çalışmamızda ise; Fas -670 A/G gen polimorfizmi açısından hasta ve kontrol grubu arasında herhangi bir fark saptanmazken, -843 C/T gen polimorfizmi genotip dağılımının iki grup arasında farklı olduğu görülmüştür. x Tip 1 diyabet ve VDR FokI gen polimorfizmi birlikteliği ile ilgili yapılan çalışmalarda birbirleri ile çelişen sonuçlar saptanmıştır. Bazı populasyonlarda bir ya da daha fazla SNPs ile T1D arasında açık bir korelasyon saptanırken (20- 23), diğerlerinde herhangi bir ilişki bulunamamıştır (24- 26). Çalışmamızda VDR FokI genotip dağılımının T1D’ li hastalar ve kontrol grubu arasında farklı olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada; • Fas -670 A/G gen polimorfizminin tip 1 diyabetli hastalarda sağlıklı kontrollerle benzer olduğu, • FasL -843 C/T gen polimorfizmi genotip dağılımının tip 1 diyabetli hastalarda sağlıklı kontrollerden farklı olduğu, • VDR FokI gen polimorfizmi genotip ve allel dağılımının tip 1 diyabetli hastalarda sağlıklı kontrollerden farklı olduğu gösterilmiştir. Bu durum, Türk populasyonunda tip 1 diyabet gelişimi açısından FasL -843 C/T gen polimorfizmi CT genotipinin ve ekzon 2 VDR gen polimorfizminin F allelinin risk yaratabileceğini göstermektedir. Ancak bölgesel farklılıkların da olabileceğini göz önüne alırsak, çalışmamızın Türkiye geneline yayılması düşünülebilir.
URI: http://hdl.handle.net/11454/5044
Appears in Collections:Tıp Fakültesi Tezleri

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
serapbaydursahin2010.pdf1.16 MBAdobe PDFView/Open


Items in DSpace are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.

Admin Tools